betaartı betaartı

Normal Merrick…

Normal Merrick…

O, 27 yaşında öldüğünde tüm kadınların kalbi kırıldı. Adı James Stewart ya da Marlon Brando ya da Clark Gable değildi, yüzünün her hattı, bedeninin her kıvrımı için ayrı ayrı methiyeler de düzülmedi hiçbir zaman, ama o öldüğünde, evet, onu tanıyan tüm kadınların kalbi cız etti. Sinema tarihinin en güzel açılışlarından birine sahip filmi... Devamını oku!

John Hughes: Orada Bir Yerde Tek Başına

John Hughes: Orada Bir Yerde Tek Başına

The Breakfast Club Orson Welles’in “ I know what it is to be young”  sözleri kulaklarda çınlayadursun genç olmanın verdiği yükü bambaşka bir şekilde yorumlayan bir yönetmendir John Hughes. 80’li yıllarda yazıp yönettiği pek çok filme genç olmaya tepeden bakmamıştır. Gençlik filmleri denildiği zaman akla ilk o düşer. 2009 yılında vefat etmiş... Devamını oku!

Bunu Saymadık Jacob, Seneye de Bekleriz!

Bunu Saymadık Jacob, Seneye de Bekleriz!

  1979 Kanada doğumlu bu genç yönetmen kendisinin de belirttiği gibi Kanada’nın gelecek vadeden yönetmenlerinden olmaya aday ve sahip olduğu espri yeteneği sayesinde ilginç senaryolar üretiyor. Kendisini ilk kez “The Trotsky” isimli filmle 2010 İstanbul Film Festivali’nde tanıdık. 2009 yapımı olan bu filmde kendisini Leon Trotsky adlı Bolşevik devrimci... Devamını oku!

Ustalar der ki!

Ustalar der ki!

  Adı üstünde yeni. Yeni bir ayakkabı, yeni bir makine (hangisinden isterseniz), yeni bir word dokümanı, yeni bir gün, yeni biri, yeni bir hayat, yeni bir film… Hemen her şeyin başına rahatlıkla ekleştiriverebileceğimiz kısacık ama iliklerimize kadar işlemiş bir sıfat, bir sözcük. Doymak bilmeden, tüketmek bilmeden kendimizi ona teslim edebileceğimiz... Devamını oku!

Babasına Bak, Oğlunu Al: Jim Loach

Babasına Bak, Oğlunu Al: Jim Loach

  Sosyal konulu temalar işleyen Ken Loach’a olan hayranlığımızı ikiye katlayacak biri var artık… Sevgili oğlu, Jim Loach… Babası kadar alçakgönüllü olan bu adamı bugünlerde İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak Beyoğlu sokaklarında dolaşırken görebilirsiniz. Portakallar ve Günışığı (Oranges and Sunshine, 2010), 13 Nisan akşamı... Devamını oku!

Kuzuların Sessizliği’nden Önce Pusudaki Avcı: Manhunter

Kuzuların Sessizliği’nden Önce Pusudaki Avcı: Manhunter

  Yağmurlu bir cuma gecesi… TRT’nin cuma gecesi korku- gerilim filmlerini küçücükken seyrine dayalı bir aile geleneği,  bugün hala arada dürttüğü gibi dürter insanı. Yağmurlu, şimşekli cuma gecelerinin vazgeçilmez klasiği, genelde yorgan altı patlamış mısırın eşlik ettiği bir korku ya da gerilim filmi olarak kayıtlara geçebilir. Parmaklar... Devamını oku!

Buzun Sesi Uzaktan Hoş Gelir

Buzun Sesi Uzaktan Hoş Gelir

Muhafazakar kelimesi, çoğunlukla katı dini inanç sahibi olmakla özdeşleştirilse de esasında Arapça muhafaza kelimesinden türemiş ‘tutucu’ anlamındaki bir sıfattır. Okumakta olduğunuz bu yazıda ise iki muhafazakarın hayat çizgileri, Le bruit des glaçons (Buz Sesi) adlı film üzerinden karşılaştırmalı olarak incelenecektir: Bendeniz ve söz konusu filmin... Devamını oku!

Şunu Şunu İzledim, Bunu Bunu Beğendim

Şunu Şunu İzledim, Bunu Bunu Beğendim

  Mesele 30. yıl olunca, insan geriye dönüp bir bakmak istiyor İstanbul Film Festivali’nin tarihçesine… İstanbul Film Festivali ilk kez 1982 yazında, İstanbul Festivali kapsamında, “Sanatlar ve Sinema” temalı altı filmin gösterildiği bir “Film Haftası” olarak gerçekleştirilir. Etkinliğin “Uluslararası İstanbul Sinema... Devamını oku!