betaartı betaartı

Bunu Saymadık Jacob, Seneye de Bekleriz!

 


1979 Kanada doğumlu bu genç yönetmen kendisinin de belirttiği gibi Kanada’nın gelecek vadeden yönetmenlerinden olmaya aday ve sahip olduğu espri yeteneği sayesinde ilginç senaryolar üretiyor. Kendisini ilk kez “The Trotsky” isimli filmle 2010 İstanbul Film Festivali’nde tanıdık. 2009 yapımı olan bu filmde kendisini Leon Trotsky adlı Bolşevik devrimci ve Marksist kuramcının reankarnasyonu olduğuna inandırmış Leon adlı bir liseli gencin, ailesini karşısına alarak giriştiği devrim projesinin geçiş evreleri, azmi, hırsı ve tabii ki de bitmek tükenmek bilmeyen uzun, sıkıcı ama anlamlı konuşmaları sayesinde bir devrimi gerçekleştirişi konu alınıyordu. Leon, inatçı bir genç olduğu kadar sevimliydi de. Başlangıçta herkes ”Bırakalım da kendi kendine takılsın sağda solda” derken, o bunu kendisine sunulmuş bir fırsat olarak gördü ve gidebildiği kadar ileri gitti ve sonunda okuduğu lisede müdüre karşı bir devrim gerçekleştirdi…

“Oldu mu? Oldu” dedirten bir girişimin ardından Jacob Tierney bize yine aynı başrollerin yer aldığı ikinci bir film olan Canım Komşularım’la görsel bir ziyafet sunuyor. Fakat bu seferki biraz kanlı, gerilimli türden… Bu sefer hikâye Kanada, Montreal’de ’95 referandumunun yapıldığı zamanda geçiyor. Aynı apartmanda yaşayan birbirinden tuhaf komşuların arasına yeni bir komşu katılır. Genç bir öğretmendir ve sosyalleşmek için yanıp tutuşmaktadır.

Yeni komşuları Luise ve Spencer ise toplumdan olabildiğince kaçmaya çalışan iki kişidir. Bu ikisinin tek paylaştığı şey akşamları birlikte birer İskoç viskisi devirmek ve şehirde dolaşan seri katilin vakaları üzerine konuşmaktır. Luise iki kedi sahibidir ve kedi sevgisi onda bir takıntı haline gelmiştir. Spencer ise bir yıl önce geçirdiği trafik kazasında eşini kaybetmiş, tekerlekli sandalyede yaşayan yalnız bir adamdır. Evinde balık besler. Yalnızlıktan bu kadar hoşlanan iki insanın zorla sosyalleştirmeye çalışan yeni komşuları Victor ise olanlardan habersiz tıkırında giden planları saflığı nedeniyle tek tek bozar, hiçbir kötü niyeti yoktur. Tek derdi bir arkadaş edinmektir. Hatta iki.

Fakat iki katille beraber akşam yemeği yediğinin farkında değildir. Aslında bu iki katil de birbirinden habersizdir. Çünkü onların da tek derdi rahatsız edilmemektir. Kendi hayatları ve işlerine son derece yoğunlaşmış olan bu iki insanın bile aralarındaki tek bağ bir bardak viskiyken Victor sabırları zorlayan bir komşu edasıyla hem onların hayatlarına dâhil olmaya, hem de onlara yardım etmeye çalışır. Tabii sabır da bir yere kadar. Eğer katil siz iseniz, işler değişir…

Güçlü bir espri anlayışı ve sürükleyici bir kurguya sahi bu film festivalde izlerken saate bakıp kaç dakika kaldığını merak ettiğimiz diğer filmler hatta belki de diğer bütün filmlerden ayrı bir yerde değerlendirilmeli. Komedi ve gerilimin yanı sıra derin bir karakter analizine de yer veren filmde sosyal maskelerini büyük bir soğukkanlılıkla taşıyan uzman katillerle karşılaşıyorsunuz. Bu his insanı hem heyecanlandırıyor hem de yerinizde birkaç kez hoplamanıza neden oluyor. Fırsatını bulduğunuz an bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz…

IMDb: Good Neighbours, Jacob Tierney


Yorum yaz!