betaartı betaartı

Bono’dan Farkımız, Rengarenk Gözlüklerimiz…

 


Neyin doğru neyin yanlış, neyin gerçek neyin sanal olduğunu asla kestiremediğimiz bir çağda yaşıyoruz. Ya da başka bir deyişle öyle bir çağ ki bu; iki zıtlık arasında karar verebilme yetimiz elimizden acımasızca alınmış. Hakikate ulaşmanın güçlüğü, tarihi zirvelerinden birinde gezinmekte…

Bono’nun rengarenk şarkıları var gözlerini değil, kötü sesini ve yapmacık yüzünü saklayan. Belki de elimizden acımasızca alınan o yeti bunu yine bana söyleten. O, pahalı setleriyle dünyayı arşınlarken, üçüncü dünya ülkelerine demokrasi götüren Amerika ve takipçileri gibi aynı yerlere müziğini götüren bir ‘aktivist’. Tony Blair, Thom Yorke’u bir yardım organizasyonunda sahneye çıkmaya davet ettiğinde Yorke’tan, “Hiç bu kadar hasta hissetmemiştim” cevabını almıştı ya; Bono çok sağlam bir bünyede, bitmek tükenmek bilmez bir insan sevgisini saklıyor 120 tıra sığdırdığı paha biçilmez hayatının içinde ve renkli camlarının arkasında.

Bazıları şanslı doğar. Bazıları ölmeden kahraman olur. Bazıları ölmekten korkar. Bazıları vücudunun beş ayrı yerinde mermi delikleriyle ölür. Mermiler vücudunu delik deşik ederken, bir şeyler düşünmeye fırsatları olur mu bilinmez ama, o gerçek mi sanal mı olduğu belirsiz mermiler çoktan iç organlarını patlatmış, bedeninin derinliklerini kendi kanıyla doldurmuştur…

Juliano Mer-Khamis, 52 yaşındayken, 4 Aralık 2011 günü, Batı Şeria’daki Cenin’de, kendi kurduğu tiyatronun önünde kurşuna dizildi. Hayatındaki üç kahramınından izler taşıyan bir şekilde düştüğü yerde hareketsiz kaldı: 9 yaşındayken Amerikalıların bir köy baskınında hayatta kalan Milay, Che Guevara ve kendisi gibi bir aktivist ve komünist olan, Cenin efsanesi Arna Mer-Khamis.

Bazıları şanslı doğar. Bazıları ölmeden kahraman olur. Bazıları ölmekten korkar. Bazıları vücudunun beş ayrı yerinde mermi delikleriyle ölür. Mermiler vücudunu delik deşik ederken, bir şeyler düşünmeye fırsatları olur mu bilinmez ama, o gerçek mi sanal mı olduğu belirsiz mermiler çoktan kelime dağarcığında aşk, barış ve uyum olmayanları zevkin doruklarına ulaştırmıştır…

Annesi Arna’nın, ölümünden hemen önce, 1994’te, hasta yatağından kalkıp son bir kez görmek istediği Cenin’li çocuklar, 2003’te Juliano bu kampa girdiğinde yüreklerinde aşkla büyümüştü. Arna’nın çocukları artık bir aktivizm efsanesi olarak melankoli sayfalarında yerini alacak belki de Bono şarkılarını barış için söylemeye devam ederken. O, düşman kazanmamayı iyi bilir; Animal Farm’da (Hayvan Çiftliği) bazı Filistinli çocuklar domuz rolünü üstlendiği için ölüm tehditleri siyah beyaz şarkılar gibi kulağına fısıldanan Juliano’nun tersine…

2006’da Juliano ve birkaç arkadaşı tarafından kurulan The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), Filistinli çocuklar gibi, bana da tiyatroyu sevdirdi. Tiyatro denilince tüyleri diken diken olan benim tüylerim diken diken olmaya devam edecek; ama bu kez Arna’nın çocukları için… Ve ‘radikal’ kavramı üzerine düşünmeye devam edeceğim; Juliano’nun vücudunu delik deşik yaptıranlar mı radikal İsrailli ya da Filistinli fark etmeksizin, yoksa Amos Gitai’nin de dediği gibi, bedenini nefretle aşk arasında köprü yapmış Juliano gibileri mi…

Juliano Mer-Khamis: Wikipedia, IMDb, Röportaj

 

Yorum yaz!