betaartı betaartı

Röportaj: NiveHive

 

Collin, seni Home Video’dan tanıyoruz ve şimdi NiveHive adını verdiğin harika bir başka projeyle karşımızdasın. Bu projenin hikâyesini anlatabilir misin? Bu konseptte bir albüm yapmaya neden ihtiyaç duydun?

Wikileaks’i ilk kez, Irak’taki sivillerin ve iki muhabirin vurulduğu Apache helikopter saldırı videosunu yayınladıklarında fark ettim. Video beni gerçekten etkiledi, özellikle de çocukların da içinde olduğu, yaralılara ve yanan helikoptere yardım etmek için yolda olan kamyonu gördüğümüzde.

Sonrasında Afganistan ve Irak Savaşı günlükleri açıklandığında bunun çok derin bir şeyler yapan bir organizasyon olduğunu hissettim. Bizi, başkalarının gözünde, uyuyan Amerikalılar gibi göstermeye çalışıyorlardı ve diyorlardı ki, ‘işte sizin yaptığınız bu’.

Daha sonra diplomasi devreye girince de her yer cehenneme döndü. Amerikan hükümeti de Wikileaks’in bir terör örgütü, Assange’in de ileri teknoloji ürünü bir terörist olduğunu iddia ederek saçmasapan tehditkâr yayınlar yapmaya başladı. Assange hakkında suikast çağrıları yapılmaya başlandı. Senatör Lieberman, Wikileaks’e ilgi göstermemeleri konusunda Amazon, Mastercard, Visa ve Paypal’ın gözünü korkutuyordu. Birdenbire ortaya çıkan korkunç faşist bir film gibiydi. Belgelerin sadece küçük bir kısmı yayınlanmış olsa bile, ana medya bile bu yayınlarla ilgili yalanlar yazmaya başladı.

Bu, Wikileaks ile birlik içinde bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettiğim zamandı. Hâkim medyada dönen muhabbetler midemi bulandırıyordu. Ana aracım müzik olduğundan bunu bir albümle ifade etmeye çalışmaya karar verdim. İlk şarkı kolayca çıkıverdi ve işte böylece devam ettim.

Neden NiveHive ismini vermeyi uygun gördün? Sanırım bunun tarihi bir anlamı var, öyle değil mi?

NiveHive aslında benim 12 yaşındayken tanıştığım eski bir profil ismi ama isim bana kolektif, agresif bir hareketi çağrıştırıyor. Bunu Home Video ile kullanmak yerine şimdi kullandım çünkü bu projenin kendi mevcudiyeti anlamında yeterince eşsiz olduğunu hissettim. Bu,  HV’nin olmadığı kadar politik ve müzikal olarak da farklı; daha elektronik ve enstrümantal.

Albümün adı ise Collateral Sounds. Collateral (paralel, ikincil, rehin, refakatçi, yardımcı gibi anlamları var) derken ne gibi sesleri ima ettin tam olarak?

“Collateral Murder” diye adlandırılan Apache helikopter videosuna referans vermek istedim. Ama aynı zamanda ‘collateral’ sözcüğünün, kelime anlamıyla ‘refakatçi’ olarak algılanmasını istemiştim. İşin bir izahı mahiyetinde Wikileaks hikâyesinin sözgelişi duyulması anlamında gelen ses kayıtları yaptık.

Bağımsız sol medyanın gücünün limitleri hakkında ne düşünüyorsun? Yakın bir gelecekte gerçek bir ilham kaynağı olabileceğine inanıyor musun? Bu potansiyel var mı?

Bağımsız medyanın, doğasının bir gereği olarak dışlandığını düşünüyorum çünkü ortak alanın dışında duruyor. Gücün kurumsallaşmış bir yapısı var, özellikle de Amerika’da ve bu yapıyı kırmak da çok zor.

Bu yüzden Wikileaks’in bu kadar önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü onlar genel işleyişi utandırmayı başardılar- sadece hükümeti değil, aynı zamanda hâkim medyayı da. NewYork Times, onların çalışmalarından nemalanırken bir yandan da Wikileaks’e olan güveni sarsmak ve kendini ondan uzak tutabilmek için elinden geleni yaptı. Baş editörleri, burjuva sınıf okuyucularını, hükümetin onayını almadan baskıya girmedikleri konusunda ‘sorumluluk sahibi’ bir davranış gösterdiğine inandırmaya çalıştı. Hükümetin faaliyetlerini kontrol ediyor olmaları gerekirdi- onu korumak için bir propoganda unsuru olmaları değil.

Sana göre, internetin şu çağdaki fonksiyonu nedir? Bir şeyleri değiştirme hayali olan insanların en büyük silahı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Devlerle dövüşen küçük topluluklar için büyük bir silaha benziyor. Sosyal ağın Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki devrimlerin hepsine yardım ettiği ortada. Umuyorum ki internet bütün görüşlere ve fikirlere eşit şekilde ulaşabileceğimiz özgür bir enformasyon alanı olarak kalır. Amerika’da şu anda bununla ilgili sorunlar var aslında. İnterneti özelleştirme hareketi var, böylece daha büyük payı teklif eden kazançlı olur.

Amerika’daki Wikileaks’e karşı olan tepkiye bakın. Hükümet kısa zamanda Wikileaks’e yardım etmek ve onu kabul etmek için çok fazla güçlük çıkaracak güce sahip. Bunun doğrudan onları, tamamen etkisiz hale getirmek için fazlasıyla etkili olan internetin doğasına karşı bir vasiyet olduğunu düşünüyorum.

Julian Assange… Politik olarak, Julian Assange, Glenn Greenwald ve Democracy Now’dan ilham aldığını biliyorum. Bu isimlerle herhangi bir şekilde iletişim kurma şansı buldun mu?

Bu albümü duymuş olmalarını çok isterdim. Ama politik olarak, onların düzeyinde olduğumu iddia etmiyorum. Etrafta olan bitenlerden çok, söylemeleri gereken şeyleri duymayı tercih ederim. Ama tabii müzikten bahsetmek isterlerse…

Ve Bradley Manning… Hala sadece 23 yaşında ama şimdiden bir efsane haline geldi! Sağlığı hakkında bilgi sahibi misin? Ve başına gelenler hakkında bizi bilgilendirebilir misin?

Bu korkunç bir hikâye. Manning neredeyse 9 aydır hücre hapsinde tutuluyor ve henüz suçlu bulunmadı. Hücre hapsinin, bir işkence biçimi olduğu ve sürdürülen bu izolasyonun insanları cinnete sürüklediği konusunda kanıtlar var. Hapishanenin medikal görevlileri onun tümüyle aklını kaybetmemesi için antidepresanlar vermek durumundalar. Bunların hepsi büyük ihtimalle bir düşünce suçu işlendiği için, şiddetsel olmayan bir suç.

Amerika’nın sırf yola getirmek için Manning’i bu işkenceye maruz bıraktığını açıkça görebiliyorum, böylece onların istediği şeyleri söyleyecek ve bunu Assange’in işini bitirmek için kullanabilecekler.

Manning esasında bir politik mahkûm. Eğer bir üçüncü dünya ülkesinde, bir diktatörlükte tutuluyor olsaydı, Amerika medyası öfke saçıyor olurdu. Fakat bu haliyle ona vatan haini deniliyor.

Çok fena olan şey ise Manning’in mahkûmiyetinin, Afganistan’da, Guatanamo ve Bagram’daki mahkûmlarla eş tutulması- eğer oralardakiler daha da iyi durumda değillerse tabii. Amerika’nın tutukluluk sistemiyle ilgili düşünmek tüylerimi ürpertiyor.

Direkt soracağım: Bir Üçüncü Dünya Savaşı bekliyor musun?

Umarım olmaz! Hayır, aslında bir 3. Dünya Savaşı beklemiyorum. Savaşın çok şiddetli bir şekilde değiştiğini düşünüyorum, ilk iki savaşa benzeyen bir şey bir daha asla olmayacak. Savaşlar artık, baskı altına girmeyi reddeden daha güçsüz ülkelerin halklarına süper güçler tarafından ilan ediliyor. Dünya Savaşı kadar kapsamlı bir şey, nükleer kıyamet etkisi yapar.

2025’in dünyasını hayal ettiğinde ne görüyorsun? Çok ani ve keskin değişiklikler olmasını bekliyor musun?

Wikileaks bana, hükümetlerin ve şirketlerin güçlerinin üstünde denetim sahibi olabilme umudunu veriyor. Muhbirliğe doğru bir gidiş var gibi görünüyor. Belki de yeni bilgi çağı başladı.

Beni gelecekle ilgili olarak daha çok endişelendiren şey iklim değişikliği. İnsanların felaketi önleyeceği konusunda pek de umutlu değilim. Wikileaks, Kopenhag Zirvesi ile ilgili de bazı belgeler açıkladı. Amerika’nın, anlaşmaların gücünü hafifletmek için perde arkasında zorbalık ettiğini ve rüşvet verdiğini ifşa etti. Bu çok korkutucu. Bu insanların çocuklarının yüzlerine nasıl baktıklarını bilmiyorum.

Biliyorsun, Wikileaks’in en popüler konularından biri Türkiye. Dosyaları düşününce, Türkiye’nin gerçekten bağımsız bir ülke olduğunu düşünüyor musun? Amerika’nın Türkiye’yle ilgili ne gibi hedefleri olabilir? Cevap vermek senin için biraz zor olabilir ama bu konuda gerçekten ne düşündüğünü merak ediyorum!

Bu konuda bayağı bir cahil olduğumu kabul etmeliyim. Yayınların herkesi kötü bir tabloda gösterdiğini biliyorum, Erdoğan dâhil. Genel olarak şöyle bir tahmin yapabilirim; petrolden dolayı Amerika Orta Doğu’da hâkimiyet kurmaya çalışıyor, oldukça gösterişsiz bir tahmin. Türkiye, Amerika’nın verdiği rolü iyi oynadığı zaman sular sakinleşiyor, Türkiye demokratik bir ulus gibi özgürlüğünü öne sürdüğündeyse tüyler yolunuyor. Bu konuda sizin görüşlerinizi de duymak isterdim.

Peki, Orta Doğu ve Kuzey Afrika sana nasıl görünüyor? Bu gerçek ve doğal bir süreç mi, yoksa yine birileri bölgede oyunlar mı oynuyor?

Meşru devrimlerin doğuşu gibi görünüyor bana. Mısır’a bakın. Mübarek seviliyordu, Amerika’nın vahşi kukla diktatörü. Amerikan hükümetinin, onun ortadan kalkmasıyla hiçbir ilgisi yok. Bu gerçek insan gücü. Tunus da aynı şekilde. Amerika’yı arkasına almış zulmedici liderlere, acı çeken halklar tarafından meydan okunduğunu görüyorum. Amerika’daki bizler bu rezaletten bazı dersler çıkarabiliriz. Buradaki artan yoksulluk ve işsizlik dehşete düşürücü boyutta. Amerikalılar, değişiklik talep etme konusunda çok fazla temkinli ve kafası karışık bir halde.

Albümünden dinlediğim ilk şarkı olan The Stuffed Men Bristle gerçekten çok güzel. Eliot’ın şahane şiiri The Hollow Men’e de gönderme yapıyor. Şiirle paralel olarak, neden Amerikalılar her zaman Tanrı’yı oynama gayretinde? Bu nasıl başladı?!

Şarkıya koyduğum tüm bu politikacıların konuşmalarını dinleyince kulağıma ‘The Hollow Men’ gibi geldi bu sesler. Çıkardıkları savaşlardaki yüz binlerce ölümün tek sorumlusu onlarken, vatanperverlik ve hayatlarını tehlikeye atma konusunda atıp tutuyorlar. Boş klişelerle konuşuyorlar, yalanlarla dolu. Kızgınlıklarını, Amerika’nın sözde simgelediği özgürlük için kendi nefretlerini açığa çıkarmadan zar zor ifade edebiliyorlar. İlk anayasaya bayılırlar; ama sadece güç sahibi kimseleri gücendirmediği zaman. Aynı zamanda, ülkemizin abartılı oligarşisi oldukları duygusuyla “doldurulmuşlar”, ceplerini dolduran şirket paralarını hışırdatıyorlar.

Video çekme konusuyla da ilgili olduğunu biliyorum. Albüm için video yapma düşüncen var mı? Biliyorsun, söz konusu şiir Marlon Brando tarafından da seslendirilmişti. Ve küçük bir bölümü de Apocalypse Now adlı filmde kullanılmıştı; bu belki bir başlangıç noktası olabilir. Örneğin Brando’nun sesini kullanmak gibi?

Eliot’ın şiirinde geçen ve aslında Heart of Darkness’a gönderme yaptığı, Apocalypse Now’daki o sahneyi biliyorum. Ama Brando’nun şiiri okumasını görmedim. Bunlar için bazı video fikirlerim olabilir veya benim için bunları toparlayacak bir iki arkadaşım olabilir.

Aynı şarkıda vokallerde Hillary Clinton, Joe Biden, Candice Miller ve Mitch McConnell gibi isimlere sahipsin! Güzel ekip, nasıl bir araya getirmeye başardın bunları? Tabii ki şaka yapıyorum! Bu çok yeni bir şarkı ama hiç negatif tepki aldın mı bu vokallerden dolayı?

Şu ana kadar şarkıyla ilgili kimse negatif yorum yapmadı. Bu albümü yapmak isteme sebeplerimden biri de müzik dünyasının Wikileaks’le ve ilgili tüm konu başlıklarıyla olan ilişkisiyle ilgili bir fikir sahibi olmaktı. İnsanların, tümüyle politik bir müzikle ne kadar ilgilendiklerini merak ediyorum. Tanıdığım müzisyenlerin çoğu bu konunun peşini bıraktı. Ama müzisyenler bir anlamda da ticari kafayla hareket ediyorlar ve belki de ciddi konularla ilgili düşüncelerini çok fazla açıklamak istemiyorlar.

Bu albümde aynı zamanda ilgi çekici, merak uyandıran, güncel bir müzik yaptığıma inanıyorum. Sanırım mesajlarla uğraşmaya başlamadan önce müziğin kendisinin tadını çıkarabilirsiniz. Bir mesaj iletmekten daha fazlasını verdiğini düşündüğüm duygusal bir müzik.

Albümdeki diğer şarkılardan bahsetmen mümkün mü?

Albümdeki şarkıların her biri, çok önemli bulduğum Wikileaks hikâyesinden kesitler sunuyor. Bazıları The Stuffed Men Bristle gibi ritme ustalıkla ekleştirilmiş aktüel ses sample’ları, bazıları bir olayın müzikal bir sunumunu yaratmaya odaklı ve bazıları da daha anlaşılması güç bir yolla bilgi veriyor (bir tanesinde melodinin içinde mors alfabesiyle verilmiş bir mesaj var). Müzikal olarak Kraftwerk, Section 25 ve Pan Sonic gibi eski elektronik gruplardan ilham aldım. Basit, melodik ve kabul edilebilir olmasını istedim.

Kimlerle çalışıyorsun bu arada? Home Video’dan arkadaşın David de işin içinde mi?

NiveHive, şimdilik, sadece benden müteşekkil.

Albümü ne zaman tamamlıyorsun?

Mart ayının sonunda tamamlanmasını ve piyasaya sunulmasını umuyorum. Tüm bunları toparlamak ve tamamlamak için kendimi oldukça zorladım, çünkü bu konu oldukça acil.

Son sorum Home Video hakkında. Oradaki son gelişmeler nedir?

Konserler veriyoruz, South By Southwest Festivali’nde (11-20 Mart) sahne alacağız ve yeni albümümüz The Automatic Process’i bu ay içinde Avrupa’da ve Britanya’da çıkarıyoruz. Gelecek aylarda da bir EP (ki bu konuda oldukça hevesliyim) çıkarmayı planlıyoruz.

***

Çeviri: Canan Yürüktümen

NiveHive: Resmi site, SoundCloud, Myspace, Facebook

ENGLISH TEXT


Yorumlar
1 Yorum var : “Röportaj: NiveHive”
Trackbacks
Check out what others are saying...
  1. [...] muhalif müzik oluşumları içinde yer alan Collin Ruffino, ta 2011’de verdiği bir röportajda2 şöyle [...]



Yorum yaz!