betaartı betaartı

Röportaj: Dengue Fever

Dengue Fever, ‘Ethan ve Zac Holtzman kardeşlerin başını çektiği, 6 kişiden müteşekkil Los Angeles’lı bir rock grubu’ şeklinde tanımlanabilir. Fakat bu açıklama grubun kimliğini, kendi kendisine yüklediği misyonu ve icra ettiği müziği hayal etmemiz konusunda bizleri fazlasıyla kısıtlar. Dengue Fever, bundan çok daha fazlasını hak eden bir topluluktur.

Tutkuyla bağlı oldukları Kamboçya topraklarından çıkma Chhom Nimol’un insanın içini ürperten sesinin ve vokalinin etrafına başarıyla döşedikleri çok sesli, çok kanallı ezgiler ve elbetteki Zac’in de muhteşem yorumları, grubun basit bir rock grubu olarak anılmasını engeller ve hatta Peter Gabriel’in dünyaca ünlü World Music şirketi Real World listesine girmelerine de ön ayak olmuştur. Türkiye’de de ağırladığımız, Chhom Nimol, Zac Holtzman, Ethan Holtzman, Senon Williams, David Ralicke ve Paul Smith’ten oluşan grup, beşinci stüdyo albümü Cannibal Courtship’i 19 Nisan’da hayranlarıyla buluşturmanın hazırlığında. 11 yepyeni şarkıyı dinlemek için beklemeye koyulmuşken, grubun kurucusu, farfisa ve klavye elemanı Ethan’la yaptığımız röportajla kendi kendimize sus payı verelim…

***


Kamboçya’yla başlamak istiyorum… Doğrusu, sizinle tanışmadan önce Kamboçya Rock müziği hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu müzikle tanışmanızı bize anlatabilir misiniz?

Evet, ben Ethan (farfisa ve klavye). Bu, 90’ların sonunda bu müziği ilk duyuşumun hikâyesidir. Angkor Watt’ın olduğu Siam Reap’ten Phnom Phen’e doğru bir kamyonetin arkasında yolculuk ediyordum. Çok uzun, toz duman içinde bir yoldu ve savaş yüzünden tüm köprüler havaya uçurulmuştu. Bazısı araba tuttuğu için hasta olan bebeklerini taşıyan, bazısı da bu lastikleri kabak olmuş kamyonette horozlarını ellerinden kaçırmamaya çalışan otuz küsür köylüyle birlikte çömelmiş oturuyordum. Kamyonetin şoförü hızlı ve tehlikeli sürüyordu. Arkadaşım ise ön tarafta deng hummasıyla boğuşuyordu. Nasıl hissettiğine bakmak için kafamı her uzattığımda, şoförün, başkente giden sekiz saatlik yol boyunca tekrara alınan kasetinden gelen müzik sesini yakalıyordum. Sesler büyüleyiciydi; şoförden grup adlarını yazmasını rica ettim ve böylece yerel marketten bazılarını satın alabildim.

Tarihini araştırmak istiyorsanız şu link yardımcı olacaktır: http://cambodianrock.com/

60’lı yıllarda oldukça üretkendi; şu anki durumu nedir? Köklerini hala muhafaza ediyor mu?

Cambodian Living Arts, beraber çalıştığımız bir organizasyon. Geleneksel Khmer müziğinin hayatta kalması için uğraş veriyorlar. Eğitmenler usta müzisyenler ve öğrenciler de şarkı söyleyip dans etmeyi öğreniyorlar. Fırsat buldukça onlarla birlikte çalıyoruz biz de.

Psychedelic deyince akla Pink Floyd gelir! Biliyorum ki Pink Floyd, 60’ların Kamboçya Rock’ına çok ilham oldu. Hiç PF cover’ladınız mı?

Dengue Fever olarak hayır. Dengue Fever’da gitar çalan kardeşim Zac, eskiden Dieslhed adında San Francisco’lu bir gruptaydı ve Pink Floyd’un Time adlı şarkısı için harika bir cover yapmışlardı.

2005’te Kamboçya’yı dolaştınız ve hatta “Sleepwalking Through the Mekong” adında bir belgeseliniz de var. Bunun yanında yardım işlerinde de çalışıyorsunuz. Peki, Kamboçya’da nasıl karşılanıyorsunuz? Kamboçya Rock’ına gönülden bağlı Amerikalı beş müzisyen. Kamboçya’da nasıl hissediyorsunuz?

Hararetli ve terli hissediyorum, ama aynı zamanda çok da rahat. Hayat çok yavaş ilerliyor ve insanlar da çok cana yakın. Oraya gitmek ve bir şeyleri değiştirmeye çalışan yardım kuruluşları için para toplanmasına yardımcı olmak çok güzel. Orada birçok arkadaşımız var tekrar orada olmak için sabırsızlanıyoruz.

Real World’e bağlısınız. World Music denince akla gelen en önemli plak şirketlerinden birine bağlı olmak nasıl bir duygu?

Real World son albümümüzü çıkardı. Bu yakınlarda ise Fantasy Records/ Concord Music Group’a katıldık. Ama evet, Real World bize karşı harikaydı. Şarkılarımızı kaydetmemiz için bizi Box, İngiltere’deki stüdyolarına davet ettiler. Peter Gabriel için çaldık ve sonrasında da dünyanın dört bir tarafındaki Womad (World of Music, Arts & Dance) festivallerinden davetler aldık. Dünyanın her tarafında çalabildiğimiz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz.

Bu da yeni plak şirketimizin linki: http://www.concordmusicgroup.com/albums/Cannibal-Courtship/

Konuyla biraz ilgisiz gibi ama Real World demişken Nusrat Fateh’i sormadan geçemeyeceğim. Onu ilk kez dinlediğim büyülü anı hatırlıyorum. Sizin için özel bir anlamı var mı?

Dürüst olmak gerekirse, daha önce hiç dinlemedim. Üzgünüm, bir araştırmam gerekecek.

Bu hikayeyi daha önce defalarca anlattığınıza eminim ama Chhom Nimol ile tanışmanızı bir kere de bizim için anlatır mısınız lütfen?..

Kardeşim ve ben, Long Beach/Kaliforniya’dan yalnızca 30 mil uzaklıkta yoğun bir Kamboçyalı nüfusunun yaşadığını öğrenmiştik. Oraya birkaç kez gittik ve birçok gece kulübüne girip çıktık. Tekinsiz erkek arkadaşları olan birkaç şarkıcıyla tanıştık; bir tanesi bize yarım kilo ot satmayı teklif etti. Aslında derinde bir yerlerde, aradığımız vokalisti bulamadığımızın farkında olarak bu şarkıcılarla denemeler yaptık. Sonra Dragon House diye, söylenene göre en iyi şarkıcıların olduğu bir kulübün adını duyduk. Böylece bir gece mekâna damladık; sahnenin tam ortasında parlak beyaz elbisesiyle Chhom Nimol duruyordu. Kamboçyalı bir grubun önünde, sesi salonun her santimetrekaresini dolduruyordu ve tüylerimi diken diken ediyordu. Kardeşim dalağımı dirseklemeye başladı ve “Bu o. Gidip ona sormalıyız!” dedi.

Nimol setini bitirdikten sonra ona yaklaştık. Çok hoş bir alışverişti, sadece hiç İngilizce konuşamıyordu. Cover’larını yapmak istediğimiz Khmer şarkılarıyla yüklü 6 CD’yi ona verdik. Afili bir Kamboçyalı abi içeri girdi ve onun menajeri olduğunu söyledi. İngilizce konuşuyordu ve ona grup hakkındaki fikirlerimizi açtık. Bol bol güldük ve Khmer şarkılarından birkaçını taklit etmeye çalıştık! Nimol kalktı ve şarkıları söylemeye başladı. Onu bir provamıza davet ettik ve Dragon House’a yapılan dört ayrı ziyaret ve konsersiz geçen birkaç ayın sonunda en sonunda bize katıldı ve bu çok büyüleyiciydi.

4. stüdyo albümünüz olan Cannibal Courtship’e geçelim. Çıkmak üzere olan 11 yeni şarkınızdan ve albümün havasından bahsedebilir misiniz?

Çok heyecan verici, güzel bir hava. ‘Cement Slippers’ benzeri yüksek tempolu kayıtlardan tutun da daha bir enstrümantal havadaki, ‘Mingus On Mars’ gibilerine kadar çok çeşitli şarkılar var. ‘Only A Friend’ adını verdiğimiz ilk Afro Beatles melodimiz var. Yaz için eğlenceli, hoş bir kayıt. Seun Kuti ve The Egypt 80 (Fela’nın orijinal grubu) ile bazı festivallerde çaldık. Onları izlemek ilham verici ve etkileyiciydi.

Gelecekte birgün, tekrar tamamıyla Khmer dilinde bir albüm çıkacak mısınız?

Belki gelecekte birgün, evet. Öncelikle Cannibal Courtship’le neler yapabileceğimizi bir görelim…

Sahnede çalmaktan en çok hoşlandığınız Dengue Fever şarkısı nedir?

Bu soruya önümüzdeki turneden sonra cevap verebilir miyim, çünkü kopmayı bekleyen 11 yeni şarkımız var! Sanırım, “Escape From Dragon House” albümünden “One Thousand Tears of a Tarantula” adlı şarkıyı söyleyebilirim. Bu şarkıyı çalmak her zaman çok eğlenceli, çünkü geliştirilmeye çok açık.

Ethan Holtzman (Foto: Lauren Dukoff)

Bildiğim kadarıyla önümüzdeki Nisan ve Mayıs aylarında Amerika turnesine çıkacaksınız. Avrupa’ya yeniden gelmek gibi planlarınız var mı?

Evet, bu yaz kesinlikle Avrupa’da olacağız. İstanbul’a yakın zamanda gelebilmemizi umuyorum!

Şarkılarınızla Broken Flowers, Weeds ve True Blood gibi film ve dizilerde yer aldınız. Soundtrack anlamında yeni projeleriniz var mı?

Bunun hakkında bir şey söylemek için çok erken çünkü albümümüz 19 Nisan’da piyasaya çıkıyor. Önce bir çıksın, ne gibi soundtrack’lere uygun düşebileceğini sonrasında görürüz.

Daha önce Türkiye’ye geldiniz. Ülke hakkında ne gibi imgelere ve anılara sahipsiniz?

Türkiye’yi çok seviyorum! Bana taze sıkılmış nar sularını ve Arnavut kaldırımı taşlı sokakları hatırlatıyor. Ve şehrin her yanında bacaklarıma sürtünen sürüyle kediyi. Bu benim her zaman çok hoşuma gitti, çünkü turnedeyken evdeki üç kediciğimi çok özlüyorum.

Harika bir World Music grubu olarak, Türk Müziği hakkında fikriniz var mı? Özellikle de 70’lerde patlayan rock müzik hakkında?

Evet, Türk Müziğine bayılıyoruz. Moğollar, Erkin Koray ve Bant Dergisi’nden arkadaşlarımız Hakan ve Aylin’in bize öğrettiği daha birçok şey var.

***

Çeviri: Canan Yürüktümen

Dengue Fever: Resmi sitesiWikipediaMyspace

ENGLISH TEXT


Yorum yaz!