betaartı betaartı

Röportaj: Arid

Hey gidi Arid!  Su gibi aziz ol, e mi…

“Me and My Melody” ve “You Are” adlı melankolik parçalarıyla tanıdığımız solistinin sesi kimi zaman Freddie Mercury, kimi zaman da Jeff Buckley’e benzetilen alternatif rock müziğin başladığı 90’ların ortasında Coldplay ve Starsailor gibi nadide gruplarla birlikte yola koyulan, ciddi anlamda kaliteli müzik yapabilen Arid 25 Şubat akşamı Ghetto’da sahne aldı.

Çok önceden alınan randevunun da yardımıyla, sevecen (…) tavırlar içindeki Ghetto yetkililerinin nezaretinde vestiyerden sızarak merdivenleri üçer beşer atlayarak sonunda ulaştık pek muhterem Jasper Steverlinck ağabeyimize. Yazdığı şarkılar kadar samimi bir sohbet ettik ki, Ghetto’nun kapısından çıkarken artık burnumuz beş on metre havada…   İşte tadı damağımızda kalan röportaj…

90lar’ın ortasında müzik yapmaya başladınız ki bu Nirvana’nın rock müzik kapılarını açtığı zamandır. Starsailor, Reamonn ve diğer birçok grupla beraber rock müzik açısından önemli bir dönemde yaşadınız. Böyle bir dönemde müzik yaptığınız için kendinizi şanslı hissediyor musunuz? Biliyorsunuz 2000’ler rock müzik için pek de uygun bir zaman değil.

Jasper: Hayır, 1996 ya da 1997’de başladık. Radiohead, Smashing Pumpkins gibi gruplardan etkilendik… Rock müzik açısından iyiydi. O zamanlar gençtik. O grupları severim hala seviyorum. Fakat farklı müzikleri de seviyorum. Birçok farklı müzik grubunu dinliyorum. Belki de müziğimiz o zamandan bu yana gelişmiştir. Biz Coldplay ve Starsailor gibi gruplardan daha önce başlamıştık… Bu tür müziği yapmaya o zamanlarda başlamıştık zaten ve hala yapıyoruz.

Humo’s Rock Rally ile beraber rok dünyasına da tanıştırılmış oldunuz. Böyle önemli bir rock müzik yarışmasında finalist olabildiğiniz için kendinizi şanslı hissediyor musunuz?

Jasper: Evet, bizim için bazı kapıları açtı. Humo büyük bir dergi. Humo o kadar popüler ki ister finalist olun, ister kazanan olun hemen dikkatleri çekiyorsunuz. Ama bence doğru.  Kazanmamış olmamız güzel. Çünkü kazanan herkesin çok da iyi kariyerleri olduğunu söyleyemem. Diğer kazanabilitesi yüksek olan finalist gruplar kazanamıyor. Aslında hayatta kalan gruplar onlar. Bilmiyorum neden ama bir şekilde durum böyle. Evet, iyi, gerçekten iyi bir yarışma.

Bunu açıklamanıza sevindim. Çünkü sizin inanılmaz şarkı sözleri yazmak gibi eşsiz bir özelliğiniz var… Sözler içten, samimi,  kalbinizden geliyor. Bunu başarmak için çok uğraşıyor musunuz? Çünkü gerçekten çok etkileyiciler.

Jasper: Evet, benim için çok özeller. Grupta şarkı sözleri yazan tek kişi benim ve bu iş mantık gerektiriyor. Çünkü şarkı söylemek zorundayım. Her zaman çok samimi. Şarkı sözlerini yazmak zor çünkü bilirsiniz, duygusal bir şeyi yazmak önem verdiğiniz bir şeyi yazmak demek. Çünkü çok kesindir. Bittiği zaman geri dönüp değiştirme şansınız yoktur. Ya da “Şimdi farklı söylemek istiyorum!”. Bunu yapamazsınız. Bu yüzden şarkı sözleri gerçekten önemli. Benim için bir anlamlı olmak zorunda. Ben şarkının dünyasında yaşamayı severim. Eğer bir anlamları varsa, duygusalsalar, iyidir… İyidir çünkü her akşam söyleyebilirim.

Şarkı söylerken aslında bir bakıma şarkıyı içinizde hissediyorsunuz. Seyirci olarak bunu görebiliyoruz.

Jasper: Evet… Her zaman. Çünkü ben şuna gerçekten inanıyorum. Dili bilmeseniz bile şarkı söylerken numara yaptığınızı insanlar anlayabilir. Eğer gerçekseniz, insanlar bunu her zaman duyar. Anlamasalar bile, sizin şarkıyı hissettiğinizi hissederler.  Bu benim için önemli.

Dinleyici ile bir empati kuruyorsunuz.

Jasper: Evet.

Sizden sonra Humo’s Rock Rally’de finalist olarak kalan ve sizin gibi devamını getirebilen gruplar oldu mu?

Jasper: Bir sürü… Bazıları bugün büyük gruplar. Bazıları ise değil. Bunu açıklamak zor.  Aslında bizim yarışmaya katıldığımız sene en iyi senelerden biriydi. Çünkü yarışmayı kazanan ve bugün hala çok iyi tanınan finalistler de vardı… O sene gerçekten çok önemli bir seneydi. İyi bir şarap gibi…

Sizin dönüm noktanız mı olmuştu?

Jasper: Evet, evet, evet.

dEUS, K’s Choice, Hooverphonic, Zita Swoon, Counting Crows Belçika’dan çıkan önemli gruplar. Türkiye’de de çok seviliyorlar. Belçika rock sahnesi konusunda neler söyleyebilirsin?

Jasper: Müzik camiası konusunda mı?

Evet, müzik camiası.

Jasper: Belçika’da çok fazla yetenek var. Asla inanamazsınız. Küçük bir ülke ve bunu açıklamak zor.  Çok yetenek var ve bunlar hep farklı tarzlar. K’s Choice Deus’tan çok farklı, Hooverphonic biraz daha melodik. Bunların hepsi çok yetenekli gruplar.  Bu tür vuruşlar her şeyi başlaltan vuruşlar. Çünkü onlar daha fazla alternatif olan ve büyük başarılara imza atan ilk rock gruplarıydı. Onlardan önce birkaç başarılı grup vardı tabii ama onlar daha çok pop ağarlıklıydı… Rock müzik denemez.

Bununla ilgili olarak, Belçika aslında rock müziğin merkezlerinden biri. Özellikle son yıllarda…  Peki Belçika’da rock müziğin sorunları neler? Zorluklar yaşıyor musunuz?

Jasper: Belçikalı grupların en büyük problemi Belçika’nın dışına çıkabilmek. Bu başlıca sorunlardan biri. Belçika’da çok fazla yetenek var ama Belçika’dan çıkabilmek çok zor.  Başka yerlere gitmek çok pahalıya mal oluyor çünkü. Biliyorsun müzik şirketleri artık eskisi gibi çok paraya sahip değil.  Bu yüzden ilk zamanlarda olduğu gibi müziğinizi başlatmanız ve ondan yararlanmanız için size para ödemiyorlar ya da yardım etmiyorlar. Bu yüzden bence Belçikalı grupların en büyük sorunu Belçika’dan dışarı çıkamamak.

Haklısın. Ama siz cesursunuz. Şimdi de dünya çapında bir grupsunuz. Şarkılarınızı İngilizce olarak yazıyorsunuz ayrıca.  Bu konuda ne düşünüyorsun?

Jasper: İngilizce yazmak mı?

Hislerde bir değişiklik oluyor mu?(Gülüşme…)

Jasper: Hayır, hayır… Çünkü Flamanca ve Hollandaca konuşuyorum. Bir şarkıyı Flamanca söylemek İngilizce söylemekten daha fazlası. Çünkü dinlediğim tüm o müzikleri düşününce… İngilizce pop ve rock müziğin evrensel dili.  Farklı dilleri sevmiyorum demiyorum. Flamanca, Fransızca ve diğer dillerde şarkı söylediğim için sorun yok. Küçükken oldukça fazla şiir okurdum. Büyük bir Doors hayranıydım. Jim Morrison’un hayranıydım… Ve bütün o büyük şairler… Küçükken hepsini okudum. Sanırım İngilizce benim bir parçam. Çok küçük yaşta öğrendim.

Demek şiir okudun. Bu yüzden şarkıların şiir gibi. Gelecekte böyle bir şey denemek ister misin? Bir şiir kitabı yazmak mesela?

(Gülüşmeler…)

Jasper: Belki yapmalıyım. Belki şarkı sözlerini konseptin dışına çıkarırsak şiir olarak kalabilirler diye düşünmüştüm. Ama bunu geçmişte yaptım. Bundan bir kitap oluşturmadım ama.

Peki, Türk dinleyiciden gelen geribildirimler nasıl? Belki farkında değilsiniz ama Türkiye’de çok seviliyorsunuz. Sizin müziğiniz bizi çok etkiliyor. Türkiye’den geribildirim alıyor musunuz?

Jasper:  Grubumuzun facebook sayfasında Türkiye’den çok fazla fanımız olduğunu gördük ki bu inanılmazdı. Bazen insanlara sorular soruyoruz. Fanlarımız olduğunu bilmek güzel.  Burada bizim müziğimizi çaldıklarını bile bilmiyorduk. Bu gerçekten çok havalı. Buraya konser için geldiğimiz için çok memnunuz.

Teşekkürler. Biz de çok mutluyuz. 2002 ve 2008 arasında pek fazla müzikle uğraşmamışsınız ya da biz bu konuda bilgiye ulaşamadık. Bu yıllarda albüm çıkarmadınız.

Jasper: Bazı çalışmalarımız oldu.

Oldu mu?

Jasper: Evet ama plak şirketlerimizle çok sorun yaşadık. Albümümüzü Belçika dışında daha fazla yayınlamadılar. Sonra 2004 yılında bir solo albüm yaptım. Solo albüm için turneye çıktım sonra Arid’le tekrar çalmaya başladık.

Fakat bu bilgiler bize ulaşmadı (Gülüşmeler…)

Jasper:  Albümlerimizi 2008 ve 2010’da çıkardık.

Yani sürekli üretiyorsunuz. Peki, 2010’da çıkarmış olduğunuz son albümünüz Under the Cold Street Lights’tan konuşalım. Şu ana kadar nasıl tepkiler aldınız?

Jasper: Mükemmel. Eleştiriler herkesin beğendiğini söylüyor. Ses açısından biraz daha fazla rock barındırıyor.

Poptan ziyade mi?

Jasper: Evet, Dördüncü single’ımızı yeni çıkardık.

Harika! Bir sonraki sorum onunla ilgiliydi. İki single ve bir de üçüncü single çıkardınız. Dördüncü yolda mı?

Jasper: Evet, dördüncü son albümümüzden bir parça.

“Me and My Melody” ve “You Are” sizin popüler olan bizim sizi ilk kez tanıdığımız parçalar.

Jasper: Me and My Melody’i de biliyor musunuz?

Evet, aslında forumlarda bu şarkıdan oldukça sık bahsediliyor.

Jasper: Ahhh!

Nasıl oluyor da böyle güzel şarkılar yapabiliyorsunuz? Gerçekten çok etkileyiciler. Bu şarkıların bu denli popüler olabileceğini düşünmüş müydünüz?

Jasper: Hayır, hayır, hayır. Çünkü bir şarkıyı yazarken, o şarkıdan neler bekleyeceğinizi bilemezsiniz. Temelde kendiniz için yazarsınız. Çok fazla müzik dinlediğiniz için, bir şeyler ifade etmek istersiniz, bir şarkı yazmak istersiniz. Şarkı ortaya çıktığında, insanların bunu sevip sevmeyeceklerini bilemezsiniz. Neler olacağını görmeniz gerekir. Asla bilemezsiniz.

İçten gelen bir şey.

Jasper: Evet.

Suede, K’s Choice, Counting Crows’tan bahsetmiştik. Nasıl bir deneyimdi onlarla birlikte turneye çıkmak. Özellikle Suede’i merak ediyorum.

Jasper: suede çok uzun zaman önceydi. Grubu gerçekten çok seviyorum. Aslında grupla çok iletişim içinde olmadık.  Counting Crows’taki gibi değildi. Ama güzeldi. Onlarla İspanya ve İtalya’da , bazı doğu ülkelerinde ve Fransa’da turnelere çıktık.  Konserleri çok hoştu. Onları her gece dinlerdim. Şarkılarını severim.  Harika şarkıları var. Ama sahnede çok gürültülüler.  Gitarlar ve her şey… Ahh… Çok komikti. Solist pek şarkı söylemezdi… Her zaman seyircilere şarkı söylettirirdi…

(Gülüşmeler…)

İnteraktifmişler.

Jasper: Evet, evet, evet.

Sıradaki sorum Haunted Castle adlı film ile ilgili. Bu filmde yer almak zevkli miydi?

Jasper: Aslında gerçek bir aktör değildim. Aslında o filmle ilgili olan en tuhaf şey de bana başından beri oyunculuk yapacağımı söylememiş olmalarıydı. Farklı parçalardan oluşan bir şeydi. Hollanda’da turnedeydim ve bana, “Ses senkronizasyonu testi yapmak ister misin?” diye sordular. Ben de, “Yapabilirim, neden olmasın!” dedim. Sonra stüdyoya gittim. Elime bir sayfa tutuşturdular ve “Tamam, oku bunu” dediler. Ben de bunun filmlerde rol vermek için yapılan bir test olduğunu düşündüm. Bir daha da onlardan haber almadım.  Sonra bir gün, “Evet, hepsi filmin içinde” dediler. Ben bütün bunların test olduğunu sanmıştım.

Yani her şey doğaçlamaydı?

Jasper: Evet, ve bunu filme yerleştirdiler. Bir gün aradılar beni. “Evet, bazı küçük ayrıntıları halletmen gerek. Büyük bir yerdesin şimdi.” dediler. Neler döndüğünü bilmiyordum bile. “insanlar sana doğru yürüyormuş gibi dur”dediler. Bunu daha önce hiç yapmamıştım. Benim için çok tuhaftı. Sonradan filmi izlediğimde her şey bir anlam kazanmıştı. Garip bir duyguydu.

Beğendin mi?

Jasper: Evet, beğendim. İlginç bir konu değil. Daha çok 3D efektler üzerine. Ama onun bir parçası olmak güzeldi. Ayrıca müziklerini de yaptık. Ben de ses senkronizasyonu yapma şerefine eriştim.

Bu film için film müziği yaptınız. Bu gibi başka projeleriniz var mı?

Jasper: Yakınlarda yaptım aslında ama kendi adıma. Yeni çıkacak olan bir film var. Çizgi film. Adı Magic Cristal. Bütün Avrupa’da gösterime girecek ve ben de onun için bir şarkı yazdım. Ama sadece ben. Bir de Belçika’dan başka bir film var. Onun için de iki şarkı yazdım.

Eğer Türkiye’ye gelirse izlemek isteriz.

Jasper: Evet, evet. Eğer isterlerse başka film müzikleri de yapmak isterim.

Beşinci albüm üzerinde çalışıyor musunuz? Yakında yeni projeleriniz var mı?

Jasper: Ben sürekli yazıyorum ve farklı türde müzikler de yapıyorum. Makinelerle çok çalışıyorum. Dans müziği değil, daha çok beat tadında.

Downbeat gibi mi?

Jasper: Evet, onun gibi bir şey. Müzik yazıyorum ve bunu yapıyorum bir yandan. Çok şarkım var. Eğer gruptakiler, “Yeni albüme başlayalım” derlerse yaparım ama solo bir albüm istiyorum hala. Çünkü 2004’te çıkardığım albümden bu yana çok zaman geçti.  O albüm Arid’den farklıydı. Daha samimi, piyano sesi, akustik gitar, hikâyede geçen bir ses… Bir sürü hüzünlü şarkı. Ve…

Hüzünlü şarkılarda iyisiniz.

Jasper: Evet, çok seviyorum onu da. Ama bir rock sahnesi değil. Büyük bir alanda, insanlar çok sessiz… Sonra çalmaya başlıyorsun… Gerçekten çok yumuşak.

Dokunaklı?

Jasper: Evet, onu da severim. İşte böyle bir albüm daha yapmak istiyorum. Ama ne zaman olur bilmiyorum. Neler yapacağımıza bağlı.

Siz duygularınızı diğerleri ile paylaşmayı çok seviyorsunuz. Mart ayında Hollanda’da konserleriniz var.  Gelecek günlerdeki turne planlarınız neler?

Jasper: Buradan eve gideceğiz. 2 Mart’ta tekrar başlıyoruz. Birkaç gün evde olacağız. 2 ya da 3 gün. Sonra Hollanda’ya gidiyoruz. 2 ya da 3 haftalık bir tur olacak. Her zaman yapacak işler var. Bir menajerimiz var. Placebo’yu da o organize ediyor. Britanya’da çalmamıza yardım edecek.

Meşgulsünüz demek.

Jasper: Evet.

Avrupa dışındaki popülariteniz konusunda ne düşünüyorsunuz? Amerika’dan ya da bizim gibi daha doğuda bir ülkeden bahsediyorum.

Jasper: Çok severim. Farklı yerlere gitmeyi severim. Bir grupta çalmanın en güzel yanı bu.  Başka bir ülkeye gidebiliyorsun. İstanbul’da olduğu gibi insanlarla tanışıyoruz, onlar sizinle konuşuyorlar çünkü bir grupta çaldığınızı biliyorlar. Eğer bir turist olarak gelseniz neler yapabileceğinizi keşfediyorsunuz. Bildiğimiz belirli yerlerdeki insanlarla tekrar görüşmeyi isterim. Eğer bir gruptaysanız, müzik yapıyor ve sizi merkezi yerlere götürecek insanlarla tanışıyorsunuz ve bu çok eğlenceli.

Bir grup olmak hep yolda olmak demek.

Jasper: Evet, seyahat edip yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Oldukça ilginç. Bence çok önemli çünkü sizin dünyaya bakışınızı ve sınırlarınızı genişletiyor.

Sana katılıyorum. Son sorum. Bu geceki konserde son albümünüzden mi yoksa eski albümlerinizden mi çalacaksınız?

Jasper: Hayır, uzun bir listemiz var. Sanırım ilk albümden de olan oldukça karışık bir liste.  Me and My Melody gibi şarkıların yanında son albümümüzden de şarkılar çalacağız. Dört albümümüz var ve her albümden bir şeyler olacak.

Sizinle röportaj yapma şansını sunduğunuz için teşekkürler.

Jasper: Ben de bu röportaj için çok teşekkür ederim. Çok keyifliydi.

***

Deşifre ve çeviri: Selda Gümüş

Arid: Resmi site, Myspace, Wikipedia

ENGLISH TEXT


Yorum yaz!