betaartı betaartı

MTV Klipleri OUT, Take Away Shows IN!

Bu yazımızda da yine son günlerin dikkat çeken bir konusu hakkında ileri geri konuşalım istedim. Konu herkesin dilinden düşürmediği, kiminle iki laf etsen illa ki konunun bir şekilde bağlandığı şu meşhur Take Away Shows, orjinal fransızca adı Les Concerts a Emporter. Tam bir 21. yy fenomeni. Taşınabilir ucuz teknoloji, internetin getirdiği sınırsız ve anında iletişim imkânları ve indie oluşumların zirve yaptığı bir döneme girerken müzik ve sinema endüstrisini sallayan en son vaka. Çoğu kişiye göre müziğin sunumuna dair bir devrim yarattı bile. Yazımızda bu üretimin nereden çıktığı, kimin tarafından ne amaçla yaratıldığı, ardındaki düşüncelerin nerelere uzandığını deşmeye çalışıp hem öğrenip hem iyi vakit geçirmeyi amaçladık.

Öncelike Take Away Show’un doğuşunu irdeleyelim. Vincent Moon–asıl ismi Mathieu Saura– gepgenç, henüz sanatın hangi dalında ürün vereceğine dahi karar verememiş Parisli bir gençtir. Önce sinema okur, okulda öğretilen anlamda filmler yapmak ona hem saçma hem de zor gelir. Fotoğrafa başlar, onlardan sıkılır ve flip book üretmeye başlar. Derken git gide müziğe olan ilgisi onu bu sektöre doğru çeker. Altı sene boyunca hemen her gecesini bir canlı performans izlemekle geçirir Paris’te. The National’ın sahne fotoğraflarını çeker, fotoğraflarından birkaçı albüm kapağında kullanılır. Ondan, şarkılarına video çekmesini isteyenler olur. Fakat onun yapmak istediği, banttan çalan müziğe görseller eklemek değildir. Artık emindir, video ve canlı müziği tüm ticari formlardan arınmış bir düzlemde birleştirecek bir iş yapmak istiyordur. Aynı dakikalarda ‘La Blogoteque’ isimli blog’un sahibi Chryde –asıl ismi Christophe Abric- de aynı özellikteki bir işin hayalini kuruyordur. İkisinin yolları kesişir.

Bir take away show nedir? Müzisyen, kayıt ortamında bulunulan yer ve bulunan insanlar ile seyirci arasında samimi bir ilişki kurmayı amaçlayan, ucuz teknoloji kullanılarak üretilmiş kültürel eserlerdir. Bu videolarda müzisyenler gerilla stilinde, sokak, çatı, asansör gibi alışılmış dışı yerlerde canlı performans gösterirken; sahnede çalarken sahip oldukları her türlü ses olanaklarından yoksun, çekim hatalarının düzeltilmediği ve ortamla etkileşim halinde oldukları halde filme kaydedilirler. Çekilen videolar hiçbir kamusal veya özel kurumun katılımı olmaksızın bedava internet video siteleri aracılığıyla dünya çapında dağıtılır.

Take Away Show: Arcade Fire

21. yy sinema anlayışının sorgulandığı, müzik ve sinemayı hiç olmadığı kadar bir araya getiren bu ürünler müziği o an ortaya çıktığı haliyle, aldatmacasız ve profesyonel editing olmaksızın, kaydedildiği çevrenin sesine dokunulmadan, küçük kazalar, tereddütler, şakalar olduğu gibi verilerek kaydediliyor. İzleyince fark ediyorsunuz ki bu şovları izlerken müzisyenlerle onları canlı canlı karşınızda görüp duyduğunuz konserlerde bile kuramadığınız o yakınlığı kuruveriyorsunuz. Bu form sayesinde birçok grubu aslında hiçbir zaman algılayamayacağınız şekilde ve yüksek kalitede algılayabiliyorsunuz. Normalde pas geçeceğiniz, albüm sound’unu çiğ, klibini izlenemez bulduğunuz müzisyenlere birdenbire vurulabiliyorsunuz! İmajdı, makyajdı, törpülemeydi gibi iletişim engellerini ortadan kaldırdığı gibi insanların suratlarını gösteriyor bize. Şarkı söylerkenki ifadeler, mimikler azami derecede doğal, en önemlisi de doğal ışıkta, manipüle edilmemiş olarak Dogma 95 kuralları çerçevesinde olabildiğine içimize işliyor.

Olgu artık sosyolojik, kültürel ve politik anlamda inceleniyor. Sosyal medyanın, internetin, ucuz ve kaliteli teknolojinin artık endüstriye, ticarete ve politikaya yön vermesi tartışmalarının ortasında yer alıyor. En çok konuşulan sonucu ise anaakım (mainstream) kavramını yeniden tanımlamaya yol açması oluyor. Serbestçe dağıtım ve aracısız dinleyiciye ulaşımın varlığının anaakım kavramının gitgide anlamsızlaşmasına yol açtığı savunuluyor. Bir yandan genel zevke uymayacağı ve bu yüzden doğası gereği anaakımı oluşturamayacağını düşünenler de var. Herkes değişik görüşlerini ifade ededursun Take Away Shows videolarının izlenme oranları parçaların resmi video kliplerinin izlenme oranlarını tam tamına ikiye katlamış durumda. Bu da aslında son yirmi yılda televizyon dünyasındaki hızlı kirlenme ile MTV’nin artık anlamsızlaşan yayın politikalarından ve basmakalıp resmi videolardan bıkıldığı bir dönemde oldukça manidar bir durum. Moon’a göre bu yeni anlayış yeni yüzyıl çocuklarının samimiyete ve alternatiflere olan açlığının bir sonucu. Zira kendini bu nesil çocuklarından herhangi biri olarak görmekte ve tek farkının elinde bir kamera taşıması olduğunu belirtmekte. Aslında projenin arkasından yüzlerce kişinin elinde kameralarıyla çeşitli blog ve video paylaşım sitelerinde benzer projeler başlatması bu neslin varlığının en büyük kanıtı.

Moon’u kişisel olarak ele alacak olursak kendisinin ne kadar ultra aktif ve projesever bir insan olduğunu görüyoruz. Kendisi hâlihazırda Temporary Areas ve Fiume Nights isimli iki proje daha yürütüyor. Onun dışında milyon tane projesi bulunmakta ki hepsini herhalde kendisi bile takip edemiyordur.Kendisi bundan sonraki çalışmalarıyla ilgili çok net açıklamalar da yapmamış değildir. Hayatta en sevdiği şeyin seyahat ve yolda olma hissi, ziyadesiyle göçebelik olduğunu vurguluyor ve tüm çalışmalarını tüm dünyada gezmek, değişik kültürlerin tam dibine girip onları görüntülemek, ses ve imaj arasında deneyler yapmaya devam etmek ve hiç tanınmamış yerel sanatçıların videolarını çekmek üzerine kuracağını ilan ediyor. Yani yeni nesilde gelişmiş olan o sevdiği işte çalışma, hayatının kıymetini bilme düşüncelerini hepimizi imrendirecek boyutta uygulamaya koyuyor Moon. Tabii ki hedeflediği tüm şirketlere ve para karşılığı üretilen sanata kafa tutarak, özgür kültür hareketine destek olmak ve bağımsız bir piyasanın doğumuna katkıda bulunmak. Bunun için tüm eserlerini Creative Commons adlı kar amacı gütmeyen şirkete de tescil ettiriyor. Anlayacağınız yeni, popüler ve demokratik bir kültür yaratımı ile karşı karşıyayız.

İstanbul’a da gelip Gevende ve Post Dial ile iki küçük şov gerçekleştiren bu oluşumu takip edelim, ettirelim, hayatımızın bir parçası haline getirelim derim. Zaten ister istemez hayatımıza girecek gibi gözüküyor.

***

Take Away Shows: Resmi sitesi, Wikipedia, Vimeo


Yorum yaz!