betaartı betaartı

Röportaj: Kabus Kerim


Uzun zamanlarımız geçti onlarla, hala İstiklal Marşı gibi ezbere bildiğimiz mısralardır Cartel albümündeki şarkılar. Ayrım olmadan, tarz ayrımı yapılmadan şu zamana dek herkesin ortak derecede sevdiği ve önemsediğini gördüğüm, tüm müzikseverleri bir araya getiren tek gruptur Cartel; özeldir, önemlidir Türkiye için… Özledik mi? Çok özledik tabii, hala açıp dinlediğim ender albümlerdendir Cartel, sanırım sırf benim için değil, birçok kişi için de bu böyle olsa gerek…

Uzun süredir suskun olan Cartel bugünlerde yeniden toplandı, fakat en fazla sevdiklerimizden, Cartel’in yapıtaşlarından Kabus Kerim aralarında yok… Ben de hem özlem giderelim diyerek hem de hakkında merak ettiğimiz her şey için Kerim ile bir araya geldim, uzun uzun sohbet ettik. Kısa bir süre sonra da sorularımı ilettim ve bu doyurucu röportaj ortaya çıktı.

Röportaja geçmeden son bir hatırlatma: Özlem gidermek isteyenler için; kendi DJ setleriyle Kabus Kerim 3 Şubat gecesi Taksim Mini Müzikhol’de olacak!

Kabus Kerim ve Elçin Özsoy

Kerim merhaba, hoşgeldin! Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’deydin ve Almanya’ya yeni döndün. Her şey yolunda mı?

Elçin selam, hoşbulduk… Şu an Almanya‘dayım, bu soruları yolladığında birkaç gündür Almanya’daydım fakat yoğun olduğumdan dolayı bir hayli zaman geçti! Beklettiğim için affına sığınıyorum!

Çok iyi sayılmam çünkü halen Almanya’ya ait olmadığımı düşünmekteyim… Bütün çaba ve çalışmalarım da Türkiye’ye dönmek için…

Ne demek üstad, bu röportajı gerçekleştirmek keyif bizim için! En kısa zamanda aramıza dönmeni bizlerde çok istiyoruz! Uzun bir aradan sonra seni tekrar görmek çok güzel oldu. Bunca yıl nerelerdeydin ve neler yaptın Cartel’den sonra?

Uzun zamandan sonra yine Türkiye‘de olmak ve yine müzikle olmak beni de çok mutlu etti… Ben 1998 sonuna kadar İstanbul’daydım… Birçok yaratıcı işle meşguldum… Sonra Almanya’ya döndüm ve grafik tasarım ögrenimimi tamamladım… 2001 yılında baba oldum… Ve ticari olan kurumsal alanda calışmalara son verdim; zamanımı oğlumla geçirmek istiyordum… Öyle de oldu, hayalim olan bir Vintage Shop açtım (2002). Aslında bu dükkanı Çin’de ucuz ve kalitesiz üretim yapan ve insanları sömüren şirketlere karşı protesto olarak bir alternatif yaratmak niyetiyle açtım… Burada çok iyi işler yaptım…Ve modaya daldım… Adidas ve Puma, daha sonra da Nike gibi markalarla çalıştım… Buradaki vazifem yaratıcı danışmanlıktı, modayla ilgili gelecek trendler ve gelişmeler… vs vs vs gibiydi, çok zevkli bir vazifeydi… Oradan Styling ve Moda defilelerine geçtim… Catwalk şovları hazırladık, Avrupa‘nın en iyi ajansları arasına girmeyi başarmıştık… Büyük markalarla çalışıyorduk… Bu işte de çabuk bir şekilde ve çok büyüyünce çekemeyen şirketler oldu… Türk olmamız göze battı ve bizim yaptığımız işlerin bütçeleri bayağı büyük olduğundan başka tecrübeli şirketler, yıllardır piyasada olan şirketler çalışmalarımızı engellemek için ellerinden geleni yaptılar… Hatta İtalya’dan dünyaya manken veren bir şirket bize Sicilya’lı abileri gönderdi aracı olarak!  ”Espresso vadisi” durumlar yaşadık! Ve ben bu esnada yine müziğe doğru yöneldim ki, içimde hep bu vardı…

Cartel’le biraz anlaşmazlıkların olduğunu biliyorum, neden dağılıp koptunuz?

Bizim anlaşmazlıklarımız kendi aramızda değildi. Anlaşmazlıklar menajerle ve o yıllarda bağlı olduğumuz şirketle idi… “Cartel“ albümü ve esasen bağlı olduğumuz şirket Almanya’da idi; o sebepten dolayı şirketlerin tecrübesizliği, bizlerin bir anda inanılmaz bir güce kavuşmamızı (bunu bugünkü bilgi birikimime dayanarak söylüyorum), gençlik tarafından taparcasına sevilmemiz, masraflar derken… 7 kişi değil, 12 kişi olarak Almanya’dan Türkiye’ye geliyorduk ve bu masrafları hiç bir taraf üstlenmek istemiyordu. Ve bir de bazı arkadaşlarda (içlerinde ben de olmak üzere) dik kafalılık – protesto ruhu – devrimci ruhu… Bütün bunları üst üste eklediğimizde, neden devam etmediğimiz apaçık ortada… Ve üstüne bir de maddi konularla ilgili bakış açısı geliyor / şirket vs. Cartel… Tekrar üstüne basa basa söylüyorum; kendi aramızda anlaşmazlık yoktu- olamaz da zaten. Yıllar önce bir misyonla yola çıkmıştık ve egoların kenara atıldığı, yer almadığı bir olaydı CARTEL! Ve her şeyden de önemlisi çok güzel bir zamandı..

Peki, Cartel birleşti ve seni aralarında göremiyoruz; bunun nedeni nedir? Bu grubun yapıtaşlarından birisin ve Cartel sevenler bunun sebebini merak ediyorlardır benim gibi…

2006 yılında, uzun bir aradan sonra eski kadroyla buluştuk ve görüştük, eskileri konuştuk, “yeni bir albüm yapılabilir mi, yapar mıyız” diye lafı geçti… İlk başta hep bir ağızdan “yapalım!” dedik ve ben yine ilk Cartel ve Karakan’da olduğu gibi koşturmaya başladım… Fikirler üretildi falan filan ama sonra baktım ki o eski ruhu yakalayamadım, o saflık ve o içtenliği göremedim! Yılların geçmesi ve herkesin kendine has yaşanmışlıkları, kişileri çok farklı bakış açılarına yöneltmiş… Eski misyon ve ruhu göremeyince “ben yeni Cartel’de yokum” dedim… Çünkü işin tamamen profesyonelliğe ve ticarete döküldüğünü gördüm… Bu benim, Hip Hop kültürünü halen yaşamama, devam edişime ve ideallerime de bağlı… Ve o misyonu halen içimde taşıyorum… Bu benim ticari işler yapmayacağım anlamına gelmez ve bu sebepten dolayı kimseyi kınamıyorum da, ne haddime…Ama ticari yapılsa bile, bir mazi var ve ona bakarak yapılması gerekir diye düşünüyorum… Bir müzikal devrim (bilinçli ya da bilinçsiz – iyi yada kötü) yapmış, efsane ünvanına ulaşmış, Türk müzik tarihine altın harflerle ismini kazımış bir topluluk olarak, atılan her adımın daha dikkate alınması gerekir diye düşünüyorum! Bütün bir jenerasyonu etkilemişsek, bunlar göz önünde tutulmalı… Geçmişe baktığımda yaptığım işlerin hep arkasında durabildim fakat bu “Yeni Cartel”in hem ruhani hem de sanatsal olarak arkasında duramayacağımı anladım…

Cartel, Karakan ve Ses gruplarının benim sanat hayatımda birer dönem olduğunun farkına vardım ve sözlerimde de söylediğim gibi “eskiden yeniye, daima ileriye” kafiyelerini benimsemiş ve içten yaşayarak yoluma devam etmeye karar verdim… Eski Cartel sever ve dinleyenlerin de bu tutumuma saygı ile yaklaşacaklarına canı gönülden inanıyorum…

Diğer elemanlar ne yapıyorlar şu an, merak edenler için açıklar mısın?

M. Ali – Eşiyle birlikte psikolojik hizmetler veriyorlar.

Babalu – Latin Amerikan Rap formasyonlarında yer alıyor.

Ole Peter Jess (Olcay) – Bir Hip Hop mağazası işletiyor.

Erci E – Stüdyosu var ve radyo programı yapımcısı.

Alper – Bir kimya şirketinde görevli.

Rap’i Cartel’le tanıttınız koca bir ülkeye ve o şarkılarda batı kültürüne giydirmeleriniz de vardı; bu karşılıklı ilişkiyi nasıl yorumlarsınız? Bir de; Almanya’daki özel durumundan dolayı milliyetçi bir hava vardı Cartel’de, bu bağlamda, rap müziğe ve ruhuna şu anki bakışında bir değişme var mı o zamana göre?

Cartel’de özel durum derken bizim şahsi pre-ergenlik tecrübelerimiz yatıyordu çoğunlukla ve burada Türkiye şartları için çok sert bir dil, çok sert bir tavır vardı… Zaten bunlar daha sakin bir dilde yapılsaydı Rap‘e gerek kalmazdı; çünkü bize ters gelen şeylere ya da ailemize karşı bir sitemi dile getirmenin isyanı yatıyordu bunların altında ve bunu ana dilimde uygulamak ve söylemekten başka bir yol olamazdı! Neredeyse 18 yıl geçti aradan ve Türkiye ile olan bağlantı bir klick kadar uzak… “Aynı albümü bugün yapar mıydın” diye saçma bir soru gelmişti… Aynı albümü neden yeniden yapayım! O zamanlardaki duygularımı ifade ettim/ ettik, Almanya’da yaşayan Türk toplumu için de belli tabuları yıktık ya da buna ufacık da olsa katkımız oldu… Ve kaldı ki hip hop kültürü ırkçılık barındırmayan, milliyetçilik barındırmayan bir bakış açısına ve etiğe sahiptir! Amerika’daki Afrikancı ve milliyetçi gelen siyahiler ise kök arayışında olan kişiler; bu da bir özlem ve anlatımların çok güzel olduğundan kaynaklanmakta. Misal; benim oğlum Türkiye’yi benim güzel anılarımdan tanıyor ve o özlemi bir gün kendisi de çekerse milliyetçi mi oluyor?..

Sizden sonra sizler gibi bir grup bir daha çıkamadı maalesef. Bunu neye bağlıyorsun, sence bunun sebebi ne olabilir?

Ben bunu bilgi eksikliğine bağlıyorum! Arkasında para kazanma hırsı yatmasına bağlıyorum, çünkü bizim hip hop ile tanışmamızın altında yatan başka bir sebep vardı, Rap yapmamızda DJ‘likte bile bir duruş vardı, bir tutum vardı ve halen de var! Bu duruş ise müzikte Rap’te olsun, yaptığın diğer işlerde olsun oradaki kutsallığı görememek gibi birşey ile bağlantılı… Arkasında “para kazanayım da zengin olayım” mantığı yok! Tabii ki güzel birşey Rap ile geçimini sağlayabilmek, fakat eğer bunu gönülden yapıyorsanız para işine takılmayacaksınız ve size gerekli olan para da geçimde kendiliğinden akacaktır zaten!

Ve millet çok para kazandığımızı düşünmekte Cartel ve Karakan albümlerinden… Ben Cartel satışlarından bir kuruş para kazanmadım… Diğer arkadaşlarım da öyle!

Bu ülkede bu müziği hakkıyla yapan ya da yapmaya çalışan isimler kimler? Grup ya da şahsi olarak? Seninle konuştuğumuzda Sansar Salvo’dan bahsetmiştin mesela, bunun gibi daha kimler var takdir ettiğin ve beğendiğin?

Sansar, Da Poet, Patron bence yeni neslin başı çeken ve en çok göze batan isimleri; çok çalışan ve belki de bunları anlayıp yaşayan insanlar… Ben yaptıkları işlerde eskiye nazaran daha çok ruh ve hayat olduğunu görüyorum… Olayın özü de bu… Birbirimize destek ve sevgi… Işığın olduğu yerde ego diye bir hastalığın barınması zaten imkansız!!!

Grup projen hakkında da bilgi alabilir miyiz? Ayyuka & Kabus Kerim karması bir şeyler var ortada ve aynı zaman da DJ’liğe de devam değil mi?Almanya’da nasıl gidiyor müzik hayatın?

Almanya’da stüdyo işleri vardı. Eski ortağım Almanya’dan taşındığı için stüdyo ve müzik hayatını DJ’lik ve prodüksiyonla minimuma düşürdüm.

Ayyuka ile ilk karşılaşmamız Eylül’de düzenlenen ve bir çok idealist insanın katkısıyla gerçekleşen Anapop’ta oldu! Sonra kanımız kaynadı ve ortaya güzel fikirler, güzel şeyler çıkmaya başladı ve nereye doğru gittiğini de bilmiyoruz. Burada da bir gerçek var, o da şu: Severek ve yürekten yaptığımız şeyler olduğu icin önü açık gözüküyor:) Belki bir single olabilir piyasayı sallarız Avrupa’ya açılırız! (Klasik Türk Musikisi konservetoryum bitirmiş popçu mantığı)

Peki Almanya nasıl? Almanya’daki Türkler’in psikolojilerinden bahsedebilir misin, sanatla bağlantıları gelişiyor mu? Bir arkadaşım Berlin’de kaldığı dönemde bir gece sokaktan gelen Türkçe naralarla uyanmış ve bir başka Türkçe ses “polis geliyor, sus” diye bağırıyormuş; çok mu mutsuz oradaki Türkler?

Almanya iyi ya da kötü demek istemiyorum çünkü Almanya bana bir çok imkansızlıklar içinde çok güzel imkanlar da sağladı ya da ben bu imkanları yaratabildim… Eskiden Almanya’da gelişen ve bir şey yapma çabasında olan bir jenerasyon vardı! Çoğu akademisyen olduktan sonra ne hallere, hangi psikolojilere büründüklerini gördük, görüyoruz…Açıkçası kaba yerleri tavan yaptı! Fakat unuttukları kökler var, burada hiç kibirlenecek ve kıç kaldırılacak bir durum olmaması lazım? İşte bunları görünce ne kadar zavallı bir psikolojiye sahip olduğumuzu anlıyorum… Annelerimiz ve babalarımız aynı fabrikalarda aynı şartlar altında çalıştı, aynı tuvallette aynı Alman’ın pisliğini temizledi? Nedir bu kibir?

Diğer taraftan da çok temiz ve güzel bir gençlik geliyor. Misal benim oğlumun jenerasyonu… Hip hop kültüründe sevdiğimiz ve bizleri birleştiren etik kurallara göre yaşıyorlar. Din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan ama köklerini de bilerek… Evet, doğrudur, Berlin ayrı bir vaka, ayrı bir memleket diyemeyeceğim. Benim asırlardır yaşadığım Almanya’nın Konya’sı olan aşırı tutucu Nürnberg’te de durum diğer bölgelerdeki gibi diyebiliriz!

Dün misal arkadaşla bir Alman kafesine gittik ve fark ettik ki tek Alman olan mekanda bulunan garson kızlardı- gerçi onlardan birisi de Etiyopya’lı idi:) Almanya çok kültürlü olduğunu kabul ettiği an, insanlar da içine girdikleri klişelerin bir fayda etmediğini anlayıp daha özgür yaşayacaklar!

Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorsun bildiğim kadarı ile? Planların neler?

Türkiye’ye dönmeyi yıllardır düşünüyorum ben. Bir dönem İstanbul’da yaşadım fakat o yıllar ne Rap yapan vardı,  ne de  Rap’e destek veren! Gerçi bu bugün de degişmedi! 30 yıldır Almanya’dayım fakat alışamadım… Umarım yakın zamanda memleketime döner ve yapılacak milyon tane şeyi yapmaya koyuluruz!

Rap müzik yapan arkadaşlara verebileceğin güzel tavsiyeleri alalım bir usta olarak senden…

Türkiye’de Rap müziğinin tekelleşmesinden korkuyordum! Son yıllarda yeni, yetenekli, bu işe gönül vermiş kardeşlerimiz çıktı ve sürekli çıkıyor da! İyiler yollarına her ne engel çıkarsa çıksın devam etmeliler! Bu bir tavsiye değil, “Abi”lerinden bir emirdir:)

Ben aslında bu konuda şikayetlerimi (belki tesadüfen okuyan ve anlayan biri olur) şu şekilde dile getirmek istiyorum… Türkiye Rap‘in ve hip hop kültürünün doğduğu topraklar degil ve  dolayısıyla rap müziği eleştirene kadar, daha çok bu topraklarda büyüyen ve “biz pop müzik yapıyoruz” diyen insanları eleştirmek istiyorum… O kadar kötü müzik yaptıkları için bunu istiyorum ve dinleyicilere sundukları akustik çevre kirliliğine bir son vermelerini istiyorum…

Rap müzik, Türkiye’de üretilen rap müziği ve bu işe cidden gönül vermiş insanlar yeterince destek görmüyorlar. Ben bir Hummer jip ile gezmek ya da Amerika’daki gibi 34 odalı bir konak içinde yaşamaktan bahsetmiyorum… Ben sadece müziğimize konsantre olabileceğimiz kadar bir gelirden bahsediyorum ki, bu da o kadar zor olmayan bir şey. O bile sağlanamadıkça Rap biraz zor ilerleyecek gibi gözüküyor!!! Ama yılmayıp devam edeceğiz!!!

Hayranlarına söylemek istediğin şeyler var mı son olarak? Ve parçalarını dinleyebileceğimiz, ulaşabileceğimiz adresler nereler?

Bu kadar özlendiğimi, sevildiğimi bilmiyordum… Tabii ki yıllarca uzak kalmak, kopuk kalmak var idi… İnternet aracılığı ile yavaş yavaş bu özlem gideriliyor ve yaptığım şeyleri seviyorlar, beğeniyorlar; bu da benim için en önemlisi zaten. Ben müziğimi belli bir ticari beklenti olmadan yapıyorum ve bunu da beğenen var ise ne mutlu bana…

Okuyucalarınız arzu ederlerse Mixcloud, Soundcloud‘dan takip edebilirler parçalarımı…

Biz zaten tanışıyoruz fakat okuyucularımızla tanışmayı kabul edip bu röportajı benimle gerçekleştirdiğin için çok teşekkür ediyorum sana Kerim! Sabırsızlıkla bekliyor olacağız projelerini yeni yılda, proje bittikten sonra da bunu tekrarlayalım lütfen :)

Ben sizlere çok çok teşekkür ediyorum ve bu röportajı beklettiğim için sizlerden özür diliyorum. Umarım kendimi affettirebilmişimdir ya da bunun için ne gerekliyse yaparım… Sevgiler, selamlar, saygılar.

Kabus Kerim: Tumblr

Yorum yaz!