betaartı betaartı

Neutral Milk Hotel’in Dehası Jeff Mangum: Indie Rock’un Salinger’ı

J. D. Salinger

Modern Amerikan Edebiyatının en önemli isimlerinden J. D. Salinger, The Catcher in the Rye (Gönülçelen – Can Yayınları, Çavdar Tarlasında Çocuklar – YKY) adlı müthiş romanını 1951 yılında yazdıktan sonra, oluşan popülarite ve ilgi karşısında tamamen inzivaya çekilmiş, evinden çıkmayarak 1963 yılına kadar eserler üretmiş, sonrasında da geçen sene Şubat ayında bu dünyaya veda edene kadar yeni hiçbir eserini yayımlamadan, tam bir inziva hayatı yaşamıştı.

Yazının açılışını bu önemli ve ilginç edebiyatçı ile yapmış olmamın nedeni sizlere sanatın hangi dalında olursanız olun karşınıza “gereğinden fazla tüketilmek” istemeyen sanatçıların çıkabileceğini göstermekti sevgili okur. “Gereğinden fazla tüketilmek” kavramını kullanırken sanatçının eserinin tüketilmesinden bahsetmiyoruz; sanatçının popüler kültürün kurbanı olup kendisinin, kişiliğinin, bağımsızlığının ve bunların sonucunda yaratıcılığının gereğinden fazla tüketilmesi mevzu bahis, açıklık getirelim. Böyle bir karar pek tabii sanatçının kendisine aittir, aksini yapan ve popüler kültürün gereklerini yerine getiren nice başarılı sanatçı da mevcut günümüzde. Ancak, gerçek anlamda yaratıcılığını ve orijinalliğini koruyabilmiş sanatçıların bir şekilde savunma mekanizmalarını çalıştırıp popüler kültürden bir kaçış yolu aramış kişiler olduğu gerçeği de yadsınamaz.

İşte, benim için tam bir müzik dehası olan Amerikalı Jeff Mangum da bu kategoriye giren bir sanatçıdır. 90’ların başında birkaç arkadaşı ile şimdinin indie rock arenasında efsaneleşmiş Elephant 6 plak şirketini kurdu Jeff Mangum (kurulduğu zaman bir plak şirketinden ziyade kolektif bir oluşum idi). Elephant 6 ile tuhaf isimli ve dönemin müzik anlayışının oldukça ötesinde, tam bir bağımsız müzik ortamında, gerçek anlamda indie gruplar çıkartılmasına ön ayak oldular. The Olivia Tremor Control, The Apples in Stereo, Elf Power ve Of Montreal bu gruplardan bazılarıdır sevgili müzik sever okurumuz. Ama tüm bu grupların içinde bir başka grup vardı ki 90’ların ortasında indie rock’un karanlık Mordor dönemlerinde yol gösterici parlak bir ışık olarak ortaya çıkmıştı; Jeff Mangum’ın vokal yaptığı ve gitar çaldığı, şarkı sözlerini yazdığı Neutral Milk Hotel adlı gruptu bu Elf diyarından kopup gelen.

Neutral Milk Hotel (NMH), Jeff Mangum ve Elephant 6’ten arkadaşlarından oluşan gerçek anlamda “indie” ruhlu bir gruptu. 1989 yılında kurulmasına karşın ilk EP’sini 1994 yılında Everything Is adıyla çıkarmıştı. Bunu takiben 1996 yılında ilk albümleri olan On Every Island yayınlandı. 1998 yılında ise o müthiş, tarifi yapılmaya çalışıldığında sözlerin anlamını yitirdiği In the Aeroplane over the Sea (Aeroplane) albümü çıktı. Genel anlamda hiçbir ticari kaygısı olmayan, tamamen Jeff Mangum ve grup elemanlarının sınırsız yaratıcılığını yansıtan, dönemin müziklerinden farklı, dinlenmesi çok da kolay olmayan albümlerdi bunlar.

Yazının bu noktasında NMH’nin In the Aeroplane over the Sea albümünden biraz daha bahsetme gereksinimi duymaktayım. Bu albüm bir konsept albümdür ve Jeff Mangum’ın geceleri rüyasında bir zaman makinesinin yardımıyla geçmişe gidip kurtarmaya çalıştığı Anne Frank’e ithaf edilmiştir. Albümdeki şarkılarda akordeondan trompete, trombondan tubaya, gaydadan bildiğimiz testereye varan geniş bir enstrüman yelpazesi kullanımı kimi zaman şarkıların bir sirkten yükseldiği izlenimi verebilir ama Jeff Mangum’ın akustik gitarının metal telleri ve detone olmaktan çekinmeyen, kendine özgü vokali tüm bu elementlerin çok güzel melodilerde birleşmesini sağlar. Demin de dediğim gibi bu albümü kelimelerle anlatmak gerçekten abesle iştigaldir, bu yüzden mutlaka baştan sona dinlemenizi ve kendi hikâyenizi çıkarmanızı tavsiye ederim.

Aeroplane albümüne özellikle değinmek istememin nedeni ise bu albümün zamanın müzik dergileri tarafından keşfedilmesinden sonra yavaş yavaş büyük bir ilgi odağı olmasının ardından yaşananları anlatabilmekti. 1998 başında çıkan albümün ardından Jeff Mangum ve arkadaşları konserler serisine başlar, bu aşamada albüme ilgi giderek artar. Jeff Mangum röportajlarda sürekli aynı sorularla karşılaşır ve kendi içsel şarkı sözlerini ve Anne Frank ile olan düşsel bağını anlatmaya çalışır durur. NMH’e ilgi belki herhangi bir başka müzisyenin hayallerini süsleyecek kadar artmıştı, ama konu Jeff Mangum olunca olayların akışı çok farklı oldu. 1998 sonunda öyle bir an gelir ki, bir anda, hiçbir açıklama bile yapmadan yok olur Jeff Mangum. Ne bir röportaj isteğine yanıt verir ne de grup arkadaşlarıyla görüşür. Evinde puf terlikleri ve depresyon hırkasıyla inzivaya çekilir. R.E.M’in 1999 turnesinde NMH’e açılış grubu olması yönünde yaptığı teklifi hiç düşünmeden reddeder. Kısacası Jeff Mangum artık yok olmayı tercih etmiştir…

NMH hiçbir zaman dağıldığını açıklamadı. Dolayısıyla NMH hayranları 1998 yılının sonundan beri hep yeni bir albüm beklentisi yaşadı, halen de yaşıyor. Jeff Mangum yok olduğu müzikal hayatta zaman zaman kendini çok farklı noktalarda gösterdi. 2000 yılında Bulgaristan’da yapılan Balkan müzikleri festivali olan Koprivshtitsa Festivali’nde kaydettiği ses ve müzik kayıtlarından derlediği “Orange Twin Field Works, Volume One” adlı albümü hazırlayarak NMH hayranlarını şaşkına çevirdi. Bunun dışında varlığı, Elephant 6’ten arkadaşlarının gruplarına ufak katkılar yapmaktan öteye geçmedi. Nerede olduğu ve ne yaptığı hakkında internette sayısız web sitesinde haberler çıktı ama hiçbiri gerçekleri yansıtmadı. Jeff Mangum’ın inziva süresi uzadıkça kendisine kızan hayranları ona deli yaftasını yapıştırdı, onu korkaklıkla suçladı. O ise hep sessiz kalmayı tercih etti. Kısacası Jeff Mangum tam bir mit olarak 2000’leri geçirdi. (Bu noktada bir parantez açarsam, Nick Hornby’nin, son kitabı “Juliet, Naked”da (Juliet, Çıplak – Sel Yayıncılık) başkahraman Tucker Crowe’u yaratırken -iki albümle meşhur olup sonra inzivaya çekilen bir rock müzisyeni- Jeff Mangum’dan ilham almış olabileceği kanaatindeyim)

Geçmişe şöyle bir bakınca, NMH, ikinci ve son albümleri In the Aeroplane over the Sea’yi yaptığından beri tam 13 yıl geçmiş. Bu 13 yıllık döneme baktığımızda rahatlıkla söyleyebilirim ki NMH’nin Mordor’a taşıdığı ışık ile indie rock kendi yolunu bulmuş ve 2000’lerin patlayan yegâne müzik akımı olmuştur. Jeff Mangum, inzivaya çekilip müzik sahnesinden yok olarak belki kendini popüler kültürün vahşetinden korumayı başardı ama NMH ile açtığı yol indie rock’ın 2000’lerde müzik endüstrisi tarafından “alternatif olanı popülerleştirme” stratejisine kurban gitmesine engel olamadı. Belki de Jeff Mangum, her neredeyse, bunun sıkıntısını yaşıyordur içten içe, kim bilir…

Bir toparlama yaparsak sevgili okur, yazının başında tanımını yaptığım sanatçı tarifine uyan kişilere deli gözüyle bakılmasını normal karşılamak lazım, sonuçta delilik ve dâhilik arasında çok ince bir çizgi var. Dolayısıyla günümüz “normal” toplumunda, kapitalizm ve popüler kültürün tüketim hırsına karşı pek çoğumuzun verdiği “normal” tepkileri bu yaratıcı dehaların vermeyi tercih etmemelerini anlamak lazım. Onlara marjinal ve deli yaftası yapıştırmaktan ziyade iç seslerine kulak vermeliyiz.

Eğer In the Aeroplane over the Sea Jeff Mangum’un bu dünyaya bırakacağı son eser ise buna sahip olabildiğimiz için mutlu olmalıyız. Yeteneklerinden bizi mahrum bıraktığı için ona kızmayı bırakmalı, “devam etse kim bilir neler çıkardı” gibi afaki sorulardan kurtulmalıyız. Kim bilir belki de Jeff Mangum hayatının büyük bölümünde müzikal bir başarı için çabaladıktan ve neticede bu başarıyı elde ettikten sonra bu başarının getireceği hayatla aslında mutlu olmayacağını anlamıştır. Sanırım kendisinden bir ses çıkana kadar bunu böyle kabul etmek en doğru hareket olacaktır. Ve ben, naçizane, Jeff Mangum’u popüler kültüre alet olmaktan olabildiğince kaçınmış biri olarak görmeye ve indie ruhunu sonuna kadar yaşatan bu insanı saygıyla anmaya devam edeceğim, “Oh Comely”yi her dinleyişimde.

Neutral Milk Hotel: Grup sitesi, Wikipedia

Yorum yaz!