betaartı betaartı

Patchanka-Mestizo: Müzik Üzerinden Yılbaşı Güzellemesi

Mano Negra

Yılsonu yazıları hep umut dolu olmalıdır ya; zoraki bir pozitiflik hali, hatta ‘yılbaşı gecesini eğlenerek geçirirsen bütün sene eğlenirsin’ gibi gereksiz umutlanmalar bu günlerde her taraftadırlar. Bu sene bunlardan kaçarım derken Berlin’e tutuldum; doğruymuş ya, bu şehirden başka nerede bu kadar çok umut bulunurmuş? O şehir ki geçmişte yaşadıklarından dersini almış, neredeyse ona nanik yapıyor, tüm Avrupalı gençlerin bir numaralı umut kapısı haline geliyor. Bu da yetmezmiş gibi bir toleranslı bir özgürlükçü şehir burası. Yılsonu yılsonu hazır umut dolmuşken, yanımdaki İtalyan ve Fransızlar’dan da ilham alarak neden umudun müziğinden bahsetmeyeyim diye düşündüm, düşünmekle kalmayıp bunu editöre bildirdim.

Mestizo, müziğin tam anladığımız manasıyla, doğması gereken bütün şartların bir araya gelmesini gerektiriyordu. Aynı Berlin’deki şartların bir araya gelip burayı yaşanılabilir kılması gibi; Latin Amerikalılar’ın Barcelona’yı mesken edinmesi, Cezayirliler’in Fransız müzik arenasını ele geçirmesi, İtalyanlar’ın faşist dönem sonrası zengin mi zengin folklorik müzikleriyle kucaklaşmaları ve flamenko ustalarının gençlere el vermeleri gerekiyordu. Avrupa’daki barışın güvenli kollarında ve çok kültürlü megapollerdeki melting-pot ortamında gençler artık çok katmanlı alt kültürler aracılığıyla kendilerini ifade edebiliyorlardı. İşte patchanka dediğimiz hadise de bu katmanların en kalınlarından birini teşkil ediyordu. 90′ların başına doğru iyice güçlenen hâkim alternatif kültür, globalizm karşıtlığı, anarşizm, çok kültürlülük ve pasifistlikten yana felsefesini neşeli, canlı, pozitif bir müzikle birleştiriyordu. Bu akıma kapılan gençler alternatif bir yaşamın var olabileceğine dair bir umudun kuşağı olarak hayatlarını fiesta!fiesta! nidaları arasında sokaklarda müzik yaparak geçiriyorlardı.

İlk sinyaller Fransa’dan Les Negresses Vertes’in varlığı, Meksika ve Arjantin’de Latin Rock’ın tırmanışı ve Arapça rap müziğin Fransa’da boy göstermesiyle gelmişti. Fakat son vuruşu yapmak Mano Negra‘ya kalmıştı. Diktatör Franco’nun baskıcı rejiminden Paris’e kaçan entelektüel ve yarı Galiçyalı yarı Bask bir ailenin çocuğu olan Manu Chao 1961′de dünyaya geldi, Paris’te yetişti, ilk punk grubunu kurdu, birçok Fransız müzisyenle de takıldıktan sonra 1988 yılında Mano Negra adındaki grubuyla Patchanka isimli albümünü yayınladı. Patchanka İspanya’da ‘kaos ve düzensizlik’; Latin Amerika argosunda ise ‘parti’ manasına gelen bir kelime olsa da kısa zamanda binlerce grubu etkileyen yeni bir müzik akımının ismi haline gelecektir (Müzik aynı zamanda mestizo yani melez müzik olarak da anılır). Bu albüm öyle bir albümdür ki içinde yok yoktur. Punk, ska, calypso, rock, rap, folklorik, reggea, flamenco, jazz, salsa gibi müzikleri bir potada erittiği gibi, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Arapça, sınırda konuşulan etnik diller, Bask dili ve daha nice dillerde eserleri içerir. Zaten tüm müzisyenlerin kendi lehçelerinde ve birbirlerinin lehçelerinde söylemeleri, bu müziğin olmazsa olmazıdır. Bu müzik aslında bir nevi öz kültürün ve folkrorik öğelerin cool’laştırılması sürecidir.

Birkaç önemli isimden bahsedecek olursak Fransa’ya baktığımızda karşımıza Zebda çıkar. Hepsi birer politik aktivistken işi müziğe döken bu Arap asıllı Fransız vatandaşları yaptıkları bu mestizo müzikle ve sert şarkı sözleriyle Fransa’da ortalığı bayağı bir karıştırmışlardı. Müziklerini icra ederken misyonlarını asla terk etmediler ve bunu yaparken de o pozitif, neşeli ve ironik şarkılarla kitleleri hem coşturdular hem düşündürdüler.

Zebda

İspanya ise bu müziğin en çok icra edilip en üretken boyuta geldiği yerdir. Dolayısıyla gruplar irili ufaklı ve saymakla bitmeyecek kadardır. Önemli bir figür ise beklenileceği üzere Bask bölgesinden çıkmıştır. Fermin Muguruza, İspanya’da sivri dilli ve politik içerikli müziğiyle alanında en etkili isim olagelmiştir. ETA destekçisi olarak bilinen sanatçı, kendini her zaman İspanyol değil, Bask olarak nitelemiştir. İspanya’da işin boyutu büyüdüğü için birçok grup mainstream’e doğru kaymıştır ve az ödünle geniş kitlelere ulaşmışlardır. Bu gruplar genelde flamenkoyu yeniden yorumlayıp, hatta onu flamenkillo olarak yeniden isimlendirerek, o katı ve dar kalıptan çıkarıp modern anlamda tepinilecek ve coşulacak bir müzik haline getirmişlerdir. Bu resmen yeni neslin eskiyle kucaklaşması ve unutulan öz kültürün gençlerce araştırılmaya başlanmasına ön ayak olmuştur. Ojos de Brujo, Calima, Chambao ve Macaco en önemli temsilcilerindendir.

İtalya’da durum beklenileceği üzere daha yumuşak ve şiirsel başlasa da gitgide sertleşmiştir. Başı çeken gruplar Modena City Ramblers, Bandabordo ve Banda Bassotti olagelmiştir. Mano Negra’nın eski trompetçisi Sicilyalı Roy Paci ise yer aldığı birçok projeyle sahneyi en çok renklendiren isimlerdendi.

İşin ilginç bir yönü de bütün bu grupların aynı dönemde komşu ülkelerde birbirlerinden habersiz ortaya çıkıp birbirlerine bağlanıp güçlenmiş olmaları ki, bu da hareketin sahiciliğini ortaya koyuyor aslında.

İlerleyen safhalarda bu müziğe en büyük etki İngiliz trip-hop’undan gelmiştir. İtalya’nın bu müzikteki belki de en önemli temsilcileri Almamegretta ve 99 Posse, Massive Attack’le albümler kaydetmiş, turnelere çıkmıştır. Buna müteakip günümüze geldiğimizde patchanka’nın artık elektronik-dub etkileşimli politik ve sert bir müzik türüne evrildiğini görmekteyiz. Babylon Circus, Ez3Kiel, Dub Incorporation bunların en güzel temsilcilerindendir.

Müzik evrilirken kitle de geri kalmadı elbet. 90′larda o naif ve barışçıl hava yerini sorumlu, çok okuyan çok bilen, sigara içmeyen, ekolojist, vegan bir nesle bıraktı. Bıraktı da kötü mü oldu, hiç de olmadı. Bilakis bu yazıdaki umut temasını desteklercesine bu gençler dünyayı kurtarmak için organik çiftliklerde gönüllülükten tutun, indie her türlü oluşumun da arkasından çıkıyorlar. İyi ki de varlar.

Bu noktada yeni yıldan kişisel olarak umduğum şeyi açıklamadan önce, umudun aslında biraz da aptal bir kurum olduğunu, öyle aval aval umarak her şeyin kendiliğinden geleceğini beklersek daha çok bekleyeceğimizin farkında olmak gerektiğini hatırlatarak diliyorum ki: bu sene herkes bir sokak hayvanına sahip çıksın. İşte ben bunu diliyorum.

Wikipedia: Mano Negra, Zebda, Fermin Muguruza, Almamegretta

Referans web sitesi: Radiochango

Yorum yaz!