Röportaj: I’m From Barcelona : betaartı
betaartı betaartı

Röportaj: I’m From Barcelona

Müzik yapan bol miktarda güzel adam ve güzel kadın. Öylesine kalabalıklar ki, İskandinavya’nın ya da haydi İsveç’in diyelim, yarısı Barcelona’lı! Röportaj için görüştüğümüz Emanuel de benim gibi sıcak düşmanı olsa da -ki onun İsveçli olmak gibi daha kayda değer bir gerekçesi var-  içimizdeki Barcelona’lılardan…

Sanırım en güncel kadrosu Emanuel Lundgren, Frida Öhnell, Cornelia Norgren, Philip Erixon, Micke Larsson, Johan Mårtensson, Anna Fröderberg, Johan Aineland, Martin Alfredsson, Erik Ottosson, Tina Gardestrand, David Ljung, Christofer Olofsson, Daniel Lindlöf, Mattias Johansson, Tobias Granstrand, Emma Öhnell, Mathias Alriksson, Jonas Tjäder, David Ottosson, Olof Gardestrand, Marcus Carlholt, Julie Witwicki Carlsson, Rikard Ljung, Henrik Olofsson, Jacob Sollenberg, Fredrik Karp ve Johan Viking’den oluşan bu fantastik grup, indie pop namelerine birçok yan proje de ekleştiriyor. Özellikle de 2010 başında çıkardıkları ve o tarihteki 27 üyenin birer şarkısından oluşan ’27 Songs’, bu zenginliğin en güzel örneği (Bu şarkılar grubun resmi internet sitesinden dinlenebilir). Bu kadar güzel adam ve kadının ve böylesine çoksesliliğin olduğu bir yerde sabah 9- akşam 5 mesaisi beklemek, fazlaca kötümserlik olurdu zaten.

Yerimiz mi dar; hayır. Gönül ister 27′siyle birden, pardon 23′üyle birden, ee 29′uyla birden uzun uzun görüşelim konuşalım ama elden bu geldi…

Röportaj: Emanuel Lundgren (Kurucu, şarkı sözü yazarı ve vokal)

İsveç’e hiç gitmemiş olsam da ziyaret listemin üstünde yer alıyor. İsveç müzikleriyle ve sinemasıyla ilgili biri olarak, müziğinizdeki İsveç etkilerini sormak istiyorum size.

Gerçekten emin değilim. Dürüst olmak gerekirse, ben sanırım daha çok Amerikan müziğinden ve filmlerinden etkilendim. Ama çocukken İsveç müzikleri de dinledim… Ve sanırım 80’lerdeki İsveç metal müzik sahnesi beni güçlü nakaratlar yazma konusunda yönlendirdi=)

İsveçli çok fazla grup ve şarkıcı var ama favoriniz kimdir?

Du Pacque.

Sanırım, grup üyelerinin sayılarını verirken “yaklaşık” ibaresini kullanan ilk grupsunuz! Kayıtları ve konserleri nasıl yürütüyorsunuz?

Hayat sürekli değişiyor, dolayısıyla zaman zaman bazı üyeler turnelere katılamayabiliyor. Gruba başladığımızdan bu yana tam 10 bebek sahibi olduk… Sonuç olarak, önümüzdeki albüm için stüdyoda 20 kişi olacağız.

Bence kalabalık bir şekilde turnede olmak daha iyi. Size üç neden söyleyeceğim:

  1. Kocaman bir turne otobüsü kullanmak zorundasınız.
  2. Tek başınıza çılgınca turneye çıkamazsınız, çok pahalı.
  3. 20 kişi birlikte turnedeyken, birileri illa ki güzel modda olacaktır.

Yukarıdaki soruya paralel olarak; harika bir albüm olan ‘27 Songs’un müzik tarihinde bir benzeri var mı?

Bilmiyorum… Fikir aklıma ilk geldiğinde, tam da bu yüzden bundan vazgeçemedim. Bu, benim dâhil olduğum işler içinde daha önce yapılmamış tek şey olabilir.

Yeni albümle devam edelim. Forever Today’i sorsam size?

Şu an için bana sanki en güzel albümümüzmüş gibi geliyor! En sonunda herkesi stüdyoya toplayıp canlı kayıt yapma şansını bulabildik, dolayısıyla ilk kez, canlı çalarken elde ettiğimiz sound’u kayıtlarımıza aktarabildik. Çok eğlenceliydi!

Ve neredeyse her konuda başladığımız yere döndük… Mix’leri ve prodüksiyonu ben yaptım. Kapağı ve ilk videonun kurgularını da ben yaptım=)

Bu kadar kalabalık bir grubun üyesi olarak, müzik sizin için gerçekten ne ifade ediyor?

Müzikal tutkular, çocukluk yıllarımdan bu yana içimde olan neredeyse tek şey!

Artık zamanımın hepsini müzik yapmaya ayırabiliyorum ve bundan da asla yorulmayacağım. Dinlemeyi ve insanlardan öğrenmeyi ya da müzisyenlerin hayatları hakkında yazılanları okumayı ya da belki de güzel bir müzikal belgeseli izlemeyi de çok seviyorum.

Ya da belki de sadece stüdyoda olup seslerle denemeler yapmayı. Bugün bir mikrofon kuracağım!

Siz ya da diğer grup üyelerinden bazıları grup dışında alternatif işlerle meşgul mü? Bu kadar kalabalık bir grupta birçok yaratıcı beyin olmalı.

Evet, grubun içinde gruplar türüyor sürekli. İşte bazı örnekler: For Fox, Monostrip

Barcelona’ya gittiğinizi biliyorum; orada nasıl karşılandınız?

Esasında Primevera Sound 2006, bizim yurtdışındaki ilk konserimizdi. Karşı konulamaz bir deneyimdi! O yaz Barcelona’nın her yerinde insanlar bizim şarkılarımızı söyledi… Gayet açık nedenlerden dolayı. Aynı zamanda, Barcelona’ya da ilk kez gitmiştim.

Şehri gördükten sonra kendinizi hala Barcelona’lı hissediyor musunuz peki?

Harika bir şehir ama benim için fazla sıcak.

Son olarak, favori şarkım ‘Treehouse’ için de birkaç kelime alabilir miyim?

Bu aslında benim de en sevdiğim şarkılardan biri. Başka bir şey için Google’da resimlere bakınırken bulduğum bir ağaç ev krokisinden etkilenmiştim. Aslında işte buydu: Link.

Ve bir şekilde, erişkinlerin de zaman zaman kaçıp yalnız olmaya ve çocukluklarına dönmeye ihtiyaç duydukları fikrinden ilham almıştım.

Trivia: İlk başta tüm şarkı 6/8’di (şarkının sonunda duyabileceğiniz üzere)

Ama bir akşam, bizim oralardaki bir bardan eve dönüş yolunda şarkıyı 4/4’lük yapmaya karar verdim.

I’m From Barcelona: Website, Myspace, Wikipedia

ENGLISH TEXT


Yorumlar
1 Yorum var : “Röportaj: I’m From Barcelona”
  1. Mariam diyor ki:

    EkoDim on 27 Ekim 2011 Eğer iyi miktarda paranız varsa bu pdrysalaaian kazanmak e7ok kolar, ben kısa vadede dolar fczerine oynarım hep, tabi bir e7ok paradoks ve varyasyonu değerlendirmek, analiz etmek gerekiyor. Eğer bir konuda uzman değilseniz, bilinizki sizde piyasada kfce7fck balıklaradan birisiniz.

Yorum yaz!