betaartı betaartı

Ruh Tedavisi: Tek Doz Anneke van Giersbergen

2000 yılında tanıştığım ve iyi ki tanışmışım dediğim güzel sesli şirin güzel prenses Anneke. 73 doğumlu, kızıl saçın Simone Simons’tan sonra en çok yakıştığı Hollanda güzeli hatun. Zaten dostluklarını da bilen bilir, iki kızıl muhteşem güzel.

Onu dinlediğinizde bir insanın sesi nasıl bu kadar duru ve güzel olabilir diyebilirsiniz. İnsanın ruhuna işler, alır götürür onu uzak diyarlara. Evet, biraz karanlık bir müzik yaptığı bir gerçek ama bırakın karanlık yapsın; yaptığı her şey hak ettiği saygıyı alıyor bu kadının. Onunla ilk tanışmam geçen yazımda da bahsettiğim gibi çok samimi bir arkadaşımın verdiği bir CD sayesinde oldu. Dinlemiyordu, beni de tanıdığından al sen dinlersin diyerek verdi bana ve beni tam 12’den vurdu. O gün bu gündür Anneke dinlemekteyim! Ve ona olan saygım, sevgim hiçbir zaman bitmeyecek eminim. O kadar çok zamanım geçti ki onunla, anlatsam sayfalar yetmez…

O şimdi bir anne, güzel bir oğlu var kendi gibi, ailesi var. O güzel gülüş bu mutlulukları hak ederdi tabii. İsterdim onun bebeği olmak zamanında ki, bana o müthiş sesiyle ninniler söylesin…

The Gathering zamanında tanıştım onunla. 1995 çıkışlı Mandylion albümü ile gothic müzik yapıyorlardı. Zaten Anneke’nin zaman içerisinde Ayreon, Moonspell, Napalm Death gibi bazı gruplarla da ortak çalışmaları oldu. Bazıları kötü olduğunu düşünebilir ama ben bu kadının sesi işin içinde olduğu sürece ne yapsa seviyorum, elimde değil. Hala açar anılarımı bir karıştırırım zihnimde; Eleanor, Strange Machines… Sonra ben şu grubun diğer albümlerine de bakayım bir dedim. Bir de baktım ki zaten bu albümle gelmiş Anneke. Daha önce 2 albümü varmış Gathering’in fakat bir erkek vokal bu kadar mı kötü olur! Ya da Anneke’den sonra öyle geliyor. Zaten gruba ışığı getiren de Anneke’nin o paha biçilmez sesi ve güzelliği olmuş kanımca. Genç zamanlarından bir konser DVD’si bulunur. Gençliğin verdiği enerjiyle ya da bilemiyorum başka bir şeyler var mıydı işin içinde (!), sahnede çok acaip hareketler yapar hoplar zıplar, acayip acaip dans ederdi müziğin aksine. Tabii zaman geçtikçe büyüdü serpildi kızımız; duruşuna sahnesine kadar her şeyi değişti, hatta tarzları bile! Kendine en yakışanı buldu, çok güzel oldu. Anneke ile olan ilk albümden sonra tarz biraz değişmeye başladı: Karanlık bir alternatif rock mı desek buna bilemedim şu an- içinde zaman zaman elektronik tınıları da hissettiren bir müzik haline dönüştü. O uzun saçlı gothic grup gitti, herkes saçını sakalını kestirdi, hatta bir dönem Anneke bile o güzelim saçlarına kıydı, ama olsun o hep güzel. Anneke’li 7 albümü var The Gathering’in;

1 – “Mandylion” (1995)
2 – “Nighttime Birds” (1997)
3 – “How To Measure A Planet?” (1999)
4 – “If Then Else” (2000)
5 – “Black Light District” (2002, EP)
6 – “Souvenirs” (2003)
7 – “Home” (2006)

Ama hep en sevdiğim albümü Souvenirs olmuştur The Gathering’in; mutlaka dinleyin. Zaten Anneke gruba girdikten sonra şarkıların söz ve müziklerini kendisi yazmaya başladı- bizim Şebnem Ferah gibi. Çok saygı duyarım böyle kadınlara; yazmak zor iştir, onu anlamlandırmak daha zor. Ama şarkı söylediğim zamanlarımdan beridir dediğim tek şey hep şu olmuştur: Bu kadın benim idolüm! Konserini 8 ay boyunca bekleyip, yeterli bilet satılmadığından konser iptal edildiğinde oturup ağladığımı biliyorum… Yahu bir insan hiç mi detone olmaz? Canlı performanslarını izlediğiniz zaman albümden farksız bir tat alıyorsunuz ve kendisinde nasıl bir ses varsa hiç zorlanmadan sakin sakin gözlerini kapatarak ve hissederek söylüyor şarkılarını. H2000’de de izleyeniniz vardır. A Sound Relief (2005) konser DVD’sini edinmenizi tavsiye ederim özellikle, eminim çok zevk alacaksınız…

Fakat 2007 tarihi itibariyle Anneke van Giersbergen kendi projesine kanat açmayı seçti ve grubu bıraktı, duyduğumda üzüldüm mü? Hem de çok! Çok anısı var The Gathering’in. Anneke’nin ev hayatına dönüş yaptığını düşündüm çoğu insan gibi haberi aldığımda. Yeni vokal iyi olsa da Anneke’nin yerini dolduramıyor- aynı Layne’siz Alice in Chains aynı tadı vermediği gibi… Onlara yollarında başarılar dileyerek içimden, ve merakımı da gidermişken, ben Anneke’ye geri dönüş yaptım. Yaptı hatun, hem de çok güzel bir şey yaptı. Sakin, huzurlu mu huzurlu müthiş bir şey çıktı meydana: “Agua de Annique”. 3 albüm çıkardı yeni projesiyle: Air, Pure Air ve son olarak In Your Room (2009).

Grubu Agua de Annique ile 30 Nisan’da Rock’n Dark 2010 kapsamında İstanbul’da konser verdi. Rock Fm’de de Metehan Mert Çakır’ın konuğu oldu kendisi. Aynı zamanda Hayko Cepkin’le Melekler şarkısını seslendirdi konserde Türkçe olarak. Anathema elemanı Danny Cavanagh ile projeler gerçekleştirmekte. Zaman zaman Anathema şarkılarını yorumlamakta. Nisan’daki konseri ise son gelişi değildi Anneke’nin Türkiye’ye! Sürpriz: Geçtiğimiz hafta buradaydı kendisi 46 Black Edition Party konuğu olarak! Hatta gitarını alıp sahnede şarkılar bile söylemiş güzel melek. Ertesi gün de Redd konserine katılmış yine Bronx Pi sahnede…

Bu âşık olunası yumuşacık sesiyle ruhumuzu besleyen kadını en yakın zamanda tekrar Türkiye’de izleyebilmek umudu ile…

Myspace: Agua de Annique, The Gathering


Yorum yaz!